16 Ağustos 2011 Salı

Maganda mı, Sanatçı mı?

Yine sosyal ağlarda gruplar kurulmuş. Yine konuyla ilgili ilgizsiz binlerce insan bu gruplarda yığılmış. Yine esip savuruyorlar.. Kamusal alan hukukunun adı taliban yasası, uygar prensiplere ayak uydurmanın adı şeriat, kamusal düzeni sağlama bilincinin adı gericilik olmuş. Varsın olsun, ben size işin gerçek yüzünü anlatmaya razıyım.

Bu kez büyük gündemleri Beyoğlu'nda sokak müzisyenlerine belirli sınırlamalar getirilmesi. Bir defa öncellikle iddia ettikleri gibi bir yasak kesinlikle yok. Sadece sokak müzisyenlerinin icraatları artık belirli izinlere tabi tutulacak. Bu da şu demek oluyor, profesyonel olmayan müzisyenlerin her akıllarına estiğinde sokakları diledikleri gibi işgal etmelerinin önüne geçilecek.

Peki kim bu "sanatçı" diye anılan müzisyenler? Beyoğlu sokaklarında son birkaç senedir sokak müziği HORON TEPMEK ve HALAY ÇEKMEK şeklinde icra ediliyor. Kemençe gıcırtısından, saz cozurtusuna uzanan bir yöresel gümbürtü işgali altında Beyoğlu. Bu insanlar müzisyen olmadıkları gibi sanatçı hiç değiller. Zaten birçoğu ellerindeki çalgıları çalmaktan bir haber... Yalnızca gürültü çıkartıyorlar ve civardaki alkolden gözü dönmüş magandaları etraflarına toplayıp akıllarınca sonu kavgayla biten "eğlenceler" yaratıyorlar. Anlaşılacağı üzere Beyoğlu'nda kimsenin jazz yapması yasaklanmış değil, birileri çıkıp keman eşiliğinde yan flüt çalmak istemişte, belediye de tutup zabıta gönderip bunun önüne geçmiş falan hiç değil. Bu kural, gece 00:00'dan itibaren İstiklal Caddesini horon meydanına çevirmeyi alışkanlık edinen maganda kalabalıklarının yarattığı kültürel şiddetin (de) önüne geçme çabası.

"Sokak Sanatçılarının Faaliyetleri Engellenemez!" şeklinde sosyal medya ağlarında yığılan kalabalıkların, bellerindeki silahlarla 30'lu, 40'lı gruplar halinde hayal çeken magandaları kendi kapılarının önüne davet etmelerini ayrıca rica ediyorum. Böylece hem sanatı ve sanatçıyı desteklemiş hem de semt sakinlerini bu büyük beladan kurtarmış olurlar.

Şu sıralar pek ileri görüşlü modernlerimizin sosyal ağlarda sık sık paylaştıkları gibi "Sanatsız bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir" Mustafa Kemal Atatürk'e göre. Benim size tanıklık ettiğim haliyle ise "Sanatçıyla magandayı birbirinden ayırd edemeyen bir güruhun sadece hayat damarları değil tüm gelecek umutları suya düşmüş demektir" çünkü bu kararlar sizlerin idrak edemeyeceği kadar sosyal demokrat prensiplere bağlı kalınarak alınıyor.

Beyoğlu Belediyesine son dönemdeki uygar girişimlerinden dolayı bir kez daha teşekkür eder, sanat ve sanatçının haklarını korumak için yollara düşecek olan arkadaşlara bu değerli davalarında şimdiden bol şans ve zihin açıklığı dilerim.

Hiç yorum yok: