3 Ocak 2015 Cumartesi

"AÇILMAYAN ARŞİV" - Yeni Şafak / Aysel Yaşa


"AÇILMAYAN ARŞİV"

İstanbul’un önemli fotoğrafçılarından Maryam Şahinyan arşivi Salt Galata tarafından kamuya açılacaktı, olmadı. Arşivin projelendiren Tayfun Serttaş “Üç senenin ardından bana söylenen tek şey: 'arşivini de al git!' ama arşiv benim değil kamusal miras" diyor.




“1930 - 1985 yılları arasında İstanbul’un kozmopolit yapısını kareleriyle günümüze ulaştıran Maryam Şahinyan’ın arşivi artık emin ellerde” cümlesiyle tanıttığımız Foto Galatasaray sergisi, Tayfun Serttaş tarafından bir açık arşive dönüştürülmüştü. SALT Galata’da sanatseverlerle buluşan proje için Serttaş 3 yıl çalışştı. Fakat aradan geçen zamanda 9 sandık dolusu arşivin, dijitalizasyonu devam etmediği gibi, kamuya ve araştırmacılara da açılmadı.

Maryam Şahinyan’dan kalan bu mirasa sıkıca sarılan Serttaş, gelinen noktada ‘Maryam Şahinyan arşivine ne oldu?’ diye soruyor. Geçtiğimiz hafta Cem Erciyes’in Radikal’da yayınlanan ‘Milyonlarca Belge Özgürlüğüne Kavuştu’ haberine bir itiraz yazısı yazan sanatçı Serttaş “SALT’ın derhal çıkıp; “arşivler konusunda iddia ettiğimiz sorumlulukları yerine getiremedik, kamuya verdiğimiz sözleri tutmadık, bu alanda araştırmacıları ve çeşitli arşivleri kullandık, fakat biz bu işin üstesinden gelemiyoruz” gibi bir açıklama yapıp en az beş dilde özür dilemesi gerekiyor” diyor. 

VERİLEN SÖZLER VARDI

Foto Galatasaray, Cumhuriyet sonrası azınlık meselesine dair kaybedilen pozitif temsili mümkün kılan arşivlerden biriydi. Maryam Şahinyan arşivi Salt Galata’nın açılış sergisiydi ve ertesinde dijital arşiv kamuya açılacak diye açıklama yapılmıştı. Serttaş, sürecin söz verilen gibi ilerlemediğini söylüyor: “Dijital arşivin sergiden sonra en geç altı ay içerisinde tüm dünyanın erişimine açılacağı benim uydurduğum bir şey değildi. Bu konuda konferanslar yaptık. Yalnızca İstanbul’da da değil, Kahire’ye kadar gittik anlattık. Sergi kapandıktan sonra ise kapı duvar. Bir randevu almam bazen haftalar sürüyor. Ben kitabı yayınladım, sergiyi yaptım, verdiğim tüm sözleri tuttum, bu aşamadan sonra sorumluluk kurumun üzerinde. Kesinlikle sağlıklı bir insanın ikna olamayacağı kadar garip, alaycı mazeretlerle karşılaştım.” 

KAMUSAL MİRASTIR

Peki SALT’ın Direktörü Vasıf  Kortun bu meseleye dair bir açıklama yaptı mı? Sanatçı cevaplıyor: “Eğer bana bir kelime ile bu arşivin neden kamuya açılmadığı açıklansaydı, röportajın ilk cümlesinde paylaşırdım. Ben bugün hala arşivin neden kamuya açılmadığını bilmiyorum. Üç senenin ardından bana söylenen tek şey: “arşivini de al git!” Ama arşiv benim değil, kamusal miras, sorumluluk bana ait değil. Arşivi ben elbette alırım ama sana da sorumluluğunu hatırlatırım. Böylesine kişisel detayların Foto Galatasaray gibi bir külliyatın önüne set çekmiş olması inanılır gibi değil.” Sanatçının arşivin üzerinde bu kadar ısrarla durmasının farklı sebepleri var. “Hiyerarşinin başında ne ben, ne Vasıf Kortun, ne de SALT var, eğer konumuz Maryam Şahinyan ise hiyerarşinin başında onun altmış senelik tarihi ve bu tarihin getirdiği sorumluluk var” diyen Serttaş şunları da ekliyor: “Hukuki yükümlülüğü var. Biz bu arşivi kendilerine bağışlamış değiliz, projenin akıbetini görmek istiyoruz, ama bu noktada arşiv adeta rehin tutuluyor, çalışmanın ilerlemesi engelleniyor.”

BAZILARI İÇİN UMUTTU

Foto Galatasaray ile ilgili nihai karar nedir şu an? Sergiden önceki üç yıllık çalışma ve sergiden sonraki üç yıllık mücadele sonucu, toplam altı yılın akabinde tek bir dijital imaj dahi kamuya açılmadığı için fiziksel arşiv geçtiğimiz haftalarda SALT’tan alınarak sahiplerine iade edildi. Serttaş, bu meseleyle neden bu kadar ilgileniyor diyenlere de şöyle cevap veriyor: “Bir mail alıyorum: “size Buenos Aires’ten yazıyorum, dedem Bitlis’ten gelmiş, kendisinin Foto Galatasaray’da çekilmiş bir fotoğrafı var. Dedemden ailemize az fotoğraf kaldı, projenizden haberdarım. Belki de arşivde daha fazla fotoğrafı vardır…” Gündelik hayatına devam edebilir misin? Ben her gece sabaha kadar bu insanların hikayeleriyle boğuşurken, sabah uyanıp hiçbir şey yokmuş gibi yaşayamıyorum. Böyle yüzlerce mesaj, bir çoğu yanıtlanamamış olarak mail kutumda bekliyor... Sonra benden “hiçbir şey yokmuş” gibi davranmam isteniyor.”


Kaynak: "AÇILMAYAN ARŞİV" - 03.01.2015 
Yeni Şafak - Aysel Yaşa / Sayfa: 21 

Hiç yorum yok: