22 Şubat 2015 Pazar

Galeriler ‘AVM’ olma yolunda / Gülcan Tezcan - STAR



Ükemizde elit kesime hitap eden bir dal gibi algılanan güncel sanat, en katı ve görünmez duvarların örülü olduğu bir alan aslında.

Gülcan Tezcan

Her ne kadar çoğulculuk, çok seslilik, çok renklilik gibi temalara temas etseler de bu alanda var olmaya çalışan sanatçıların yaşadıkları işin hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Üstelik bu yapılarda eleştiri ve özeleştiri mekanizması da pek karşılık bulmuyor kendine. Sözgelimi, Tayfun Serttaş’ın kişisel bloğunda kaleme aldığı ‘Sanat AVM’si’ eleştirisi kaç kişinin dikkatini çekti acaba? Ya da malum çevreler gündemlerine alma gereği duydular mı bu soru işaretlerini? Belki doğrudan bir kurum ismi zikredildiği için, var olan ya da ilerde olası ilişkiler zarar görmesin düşüncesiyle görmezden gelmeyi tercih edecek pek çokları.

Peki ne diyor Tayfun Serttaş? Hiç de kulak ardı edilmeyecek iddialarına bakılırsa ‘pazar’ olgusunun sanatı ele geçirmesi için yeni bir alan anlamına geliyor sanat AVM’si... Serttaş’ın ifadeleriyle devam edelim: “Henüz literatüre girmemekle birlikte, pratikte maruz kaldığımız yeni bir olgu var; Sanat AVM’si. Modern tanımları bağlamında; müze, galeri, proje mekanı, inisiyatif ya da mobil mekanlar dışında ‘yeni bir tanım’ gerektiren Sanat AVM’si olgusu, Türkiye’de Garanti Bankası’nın sahibi olduğu SALT zincirleri sayesinde kültür hayatımıza yerleşti. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde karşı karşıya kaldığımız bu yeni AVM modelinde, kuşkusuz kimse içeride penye satmayacaktı. Ancak neoliberal rekabet ortamında kendine alan arayan gerçek bir AVM’nin uyguladığı tüm geleneksel taktik ve stratejiler, içtenlikle özümsenecekti. SALT Galata, SALT Beyoğlu ve SALT Ulus olmak üzere (şimdilik) üç farklı şubede faaliyet gösteren AVM zinciri, kısa sürede kültür ve sanatın en hızlı şekilde tüketebileceği birer arzu vitrinine dönüştü.”

AVM eleştirisini de şu cümlelerle temellendiriyor sanatçı, “İçeride bir kadeh şarabın 50 TL civarında fiyatlandırıldığı lüks restoranlarından, kadife koltuklu Açık Sineması’na, mekanların her noktasında rahatlıkla ulaşabileceğimiz paramatiklerden, Zorlu Centre’i aratmayan oditoryumlarına, Hüseyin Bahri Alptekin’in şahsi arşivinin dahi duvarlarda dekor olarak kullanıldığı ‘entelektüel bağlamda tasarlanmış’ kafelerinden, Dubai’de bir baklavacı estetiğini çağrıştıran incelikte restore edilen tarihi (replika?) mekanlarında SALT zincirleri, ardı ardına kamu hizmetine açıldı.”

Serttaş’ın eleştirileri bunlarla da sınırlı değil elbette. SALT’ın sergilerinin niteliği, kendini diğer sanat kurumları arasında konumlandırışı, küratörlük sistemini reddedişi, Açık Arşiv projesinin iddia edilenin aksine sağlıklı bir biçimde kullanılamayışı da sanatçının hedefine koyduğu başlıklardan birkaçı...

Doğrusu sanat piyasası bu tür cesurca çıkışlara alışkın değil. Üstelik uluslararası çapta sanat fuarlarıyla ticari döngünün giderek hakimiyet kurduğu bir alanda özel sanat kurumlarının da bu sektörün bir parçası olması belki de kaçınılmaz. Bakalım ‘seçkinci’ sanat çevreleri bu eleştirileri üzerlerine alınacak mı?


Kaynak: Galeriler 'AVM' Olma Yolunda / Gülcan Tezcan
STAR - 22.02.2015 

Hiç yorum yok: