24 Temmuz 2011 Pazar

Amy'den Sonra


Çok değil, bundan birkaç ay önce artık iyiden iyiye popüler olmuştu "www.whenwillamywinehousedie.com" bu site. Yanlış okumadınız, adından da anlaşılacağı üzere "ne zaman ölecek bu Amy Winehouse?" isimli bir bahis sitesi idi. Amy'nin yorgun bedeni üzerinde tepinenlerin icraatları artık bu noktaya gelmişti. Belki de tarihte ilk kez bir sanatçı, henüz hayattayken ne zaman öleceğine dair tutulan bahislerin hesabını yapabiliyordu. Ücretsiz üye oluyorsunuz. Onun ölmesini beklediğiniz tarih ile ilgili "tespitte" bulunuyorsunuz. Hem de doğru tahmini tutturanlara ipod touch hediye! Site hala açık, buyrun öncelikle buradan; kitlesel sanal linç afiyetle! Hem "sanat" değil, bedava.

Ve Amy Winehouse, bu sabah Londra'daki evinde ölü bulundu... Umrumda değilsiniz dercesine. Şimdi kimler ipod touch kazandı bilemiyorum. Fakat Londra en samimi yüzünü ve en büyük ruhunu yitirdi bu sabah. Bugüne değin ne Madonna, ne Vivienne Westwood ne de Dannii Minogue'un yapamadığı bir şeyi yapmıştı Amy Winehouse. Kuzeydoğu Londra'yı temsil etmişti. Uluslararası piyasada Londra'dan beklenmeyen bir stili diline dolamış, kenar mahallenin haşarı kızından devasa sahnelerin ayakta duramayan anoreksik divasına uzanan bir tutarlılık hikayesine imzasını atmıştı. Adeta tüm Londra'nın popülist klişelerine STOP demiş, bütün ibreleri sıfırlamıştı. Punk'ın yarım asır sonra hediyelik eşya kategorisine giren elitis yüzünü, jazz'ın kirli ve bayağı yüzü ile takas etmeyi koşullamıştı. Bu dünyaca ünlü kadın; Camden'da bir çöp evde yaşıyordu. Doğu Londra'nın after mekanlarının kapılarında sık sık uyuyakalıyordu, siz dünya starı olduğuna bakmayın çoğu kez eve götüreni olmuyordu. Hiçbir zaman menejerleri ya da özel korumaları olmadı. Muslukları açık unutmasıyla, oturduğu binayı su baskınlarından dolayı çürütmesiyle ünlüydü. Fazlasıyla genç, fazlasıyla yalnızdı. 1980 sonrası kuşağın alışık olmadığı türden bir tutarlılıktı onunki. Artık o Londra'nın en gerçek kızıydı. Nihayetinde verdiği tüm sözleri yerine getirerek öldü. Rehabilite olmayacağım dedi ve de olmadı. Tevadiyi reddetmenin bir yaşam tarzı olduğunu bilenler, onun hukukunu çok iyi anladı. Kendi tarihine hiç ihanet etmedi, rehab'ın sözlerini haklı çıkardı. Şarkılarına tüm sözleri kendi yazardı. O sözleri dinlemesi gerektiği biçimde dinleyebilenler, bu mesajı hep alırdı. Onun varlığına tanıklık etmek, onunla aynı yüzyılı paylaşmak şereflerin en büyüğü idi. Amy'i gerçekten duyumsayabilenler için, şimdi bu en doğru elveda.

Haliyle insan gözlerini BBC ve Guardian'dan alamıyor böyle bir günde. İşte bu benim için ikinci büyük yıkımdı ya, ondan şu yazı. Tüm Londra, adeta bu ölümü kutlarcasına esip savuruyor yorumlarda. "Ben biliyordum"un gururu onun hayatından daha mı önemliydi pardon? Önemliymiş. Yüzyılın en acıklı hikayesinden siz Londralılar anlaya anlaya bu kadarını mı anlayabildiniz? Öyleymiş. Acımasızlık ve çok bilmişlik taziyeleri paylaşmanın önüne mi geçmiş şu günde? Geçivermiş. Nihayetinde BBC "this entry is now closed for comments" diyerek 783. yorumda iletileri kapattı. Guardian hala devam ediyor sanırım. Su testisi, Camden'da kırılır diyor. Hadi muhafazakar memleketlerde uyuşturucu aldı, çok cozuttu, belasını buldu gibi kıytırık okumalara hazırız da, siz trash Londralılara ne oluyor, neyin hazzını yaşıyorsunuz gece gece anlamak mümkün değil. O zaman al sana taş kalpli Londra, sefil Londra, kahpe Londra! Eğer imajını kurtarmak istiyorsan önce o anglo domuz suratlı Vivienne Westwood'u imha et Londra! Biliyoruz ama, Amy kolay lokma. Doğu Londra her sabah böyle 5 kız yutar. Londra bunu hep yapar. Gecikmeksizin 8am metro gazetesinde işe yetişen kölelere manşetten dedikodu çıkar, anlıyoruz seni Londra. Tesco'nun attığı çöpleri kapışmak için insanların izdiham yarattığı tek şehir Londra. Motor prensesini Paris tünellerinde gizli servisine öldürtüp ardından azize ilan eden Londra. Harvey Nichols'ın 5. katına dizdiği kayış derili pilatesçi sermayelerini Ortadoğulu savaş zenginlerine peşkeş çeken Londra. Ahlak kumkuması mı çıktın başımıza? Amy Winehouse başından beri fazla sana.

Türkiye'de de abuk subuk haberler dökülmeye başladı. Dökülür daha; Çılgın Kızın Sonu! Öyle mi? Tek ricam; Amy Winehouse'un ölümü ile ilgili "su testisi su yolunda kırılır"dan daha ileri bir yorum getiremeyecek yüzeysellikte olanlar, lütfen değerli analizlerinizi başka bir konu için saklasınlar. Hatta direk sussunlar, çok daha iyi. İzin verin, sevenleri acılarını paylaşsın en azından. Yoksa gerizekalı değiliz biliyoruz hepimiz testiyi teraziyi, konu o değil. Konu sizin kıvrak zeka soslu tahlillerinizden ibaret değil. Konu Amy. Henüz 27 yaşında ve hepinizden büyük. Lütfen.

5 yorum:

emreB dedi ki...

.....Motor prensesini Paris tünellerinde gizli servisine öldürtüp...... ??? cumlesinin oldugu bir yazida insanlik dersi ha??

Tayfun Serttaş dedi ki...

bu yazının insanlık dersi vermek gibi bir gayesi olduğunu ve böyle okunduğunu hiç sanmıyorum. böyle okunuyorsa, yazık.. londra'ya mı verecekmişim insanlık dersi? beton. kaldı ki bu bir "haddinizi bilin" yazısı.

"insanlık dersi" içerikli yazılar okumak istiyorsanız Radikal, Bianet, Birgün gibi rüküş yayın organlarını takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

filter validation dedi ki...

london capitalist empire i cok iyi tanimlamissin tayfun serttas.. commute ettigim sabahlara geri dondum.. DBC Pierre- lights out in wonderland okusana..

Ramazan Tunç Gülşen dedi ki...

Ellerine ve yüreğine sağlık.

didi /istanbul, türkiye dedi ki...

baya bi etkilenip bu durumda, şöyle bir yazı yazmıştım ben de, paylaşmak istedim
http://azdancok.blogspot.com/2011/07/realizm-ben-de-kabzlk-yapyor.html