17 Temmuz 2010 Cumartesi

Grace Jones ya da "kendim" için.


Bugün 62 yaşındasın. İstanbul'dasın. Çocuk gözlerimle görüp inanamadığım sen, ergenliğimin en zor sabahlarında tek bir parçanı kusana kadar dinleyip ağladığım sen ve şimdi evimin penceresinde gözlerimi kapatıp 700 metre uzaktaki sesini duymaya çalıştığım sen... Aslında ben. Senin muhteşemliğinde, kendime anlam bulduğum ben. İlk kez bu kadar yakınımda ve bu kadar uzağımdasın. İlk kez hiçbir yerde değilsin. Ve şimdi sana biraz daha yaklaşamamak ne büyük sancı. Ve sen bana dünyanın tüm dayanılmaz acılarına tahammül etmeyi öğretmişken, vucudumu saran aptal bir mikrobun verdiği acıya katlamayarak bedenin sınırlarına mağlup düşmek, ne acı. Belki de sen.

Canım. Eğer tanrı bize bir şans daha tanımazsa, seninle ilk ve son göz göze gelme hakkımı kaybettim bugün. Bugün kendimden çok bize üzüldüm. Fakat sen sahneye çıktığın saatlerde yine de birşeyler oldu, eski günlerdeki gibi. Sabah hastanelik olup üst üste iki antibiotik serum almamın ve iki gündür engelleyemediğim rahatsızlığın beni düşürdüğü yılgınlığa rağmen sonuna kadar açtım müziğin sesini. Alkol almam şimdilik yasak. Fakat kendime gelir gelmez bu geceyi tekrarlayıp ölene kadar içeçeğime söz veriyorum. Hem biraz giyindim az önce. Sonra elim fön makinesine gitti. Hafif pudra, bir nebze olsun aldı yüzümdeki derin çöküntüyü. Hafif pudra, ne yakışır sana ve bana. Hayatımın son anına kadar duymak istiyorum Libertango'yu! Hissediyorum ki, bu hayatın kendisinden daha kıymetli.

1 yorum:

Lütfi MUTLUER dedi ki...

Merhaba arkadaşım! Süper bir Blog olmuş, başarılarının devamını dilerim, bana da beklerim. www.anindayorum.com