26 Temmuz 2010 Pazartesi

Studio Osep 70's / Special Collection
















Osep Minasoğlu 70's Istanbul / Special Collection
Colour Slide (dia positive film) 6.01 X 6.01 cm

22 Temmuz 2010 Perşembe

Sanat Dünyamız / Sanat Alanı Olarak Kitap Üzerine Banu Cennetoğlu ile Söyleşi - Tayfun Serttaş



Agos Kitap / Kirk'in 8 Haziran 2009 tarihli 8. sayısı için Banu Cennetoğlu ile gerçekleştirdiğim roportajın Sanat Dünyamız'da yayınlanmış versiyonudur.

Sanat Dünyamız / Sayı: 117 Temmuz - Ağustos 2010

19 Temmuz 2010 Pazartesi

iç-mihrak için yüzleşme vakti?

İç-Mihrak: Ezan Okuyan Saat / Sticker

İç-Mihrak isimli genç grafik topluluğunun islamfobi başta olmak üzere, provokatif olarak türlü fobiyi tetikleyen görsel çalışmaları bir süredir dikkatimden kaçmıyor.. Üzerine sesli düşünmek konusunda elim defalarca kez klavyeye gidip gelmesine rağmen, her seferinde ertelemiş olduğum bu eleştiri için artık zaman ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Zira bu topluluğun çalışmalarını paylaşıma soktuğu temel mecra olan 'facebook'da izleyicilerinin sayısı 13 bini aşmış durumda. 13 bin insanın oluşturduğu bir heterojen yapının beğenisini toplamak takdir edilesi bir mesele. İlk elden bu 13 bin küsur insana hitab ederken, yeni bir sınıfsal hiyerarşi yaratmamaya özen göstermek ise bugün tüm meselelerimizden daha elzem görünmekte.

Hele ki "anarşi" falan gibi bir söylemin ardında duruyorsak eğer, bu lokalden doğru dünyayı "taklit" ettiğimiz kadar, dünyadan doğru da bu lokali "taklit" edebilmenin türlü yöntemlerini formulize etmemiz gerekiyor. Hatta bunu abartmamız gerekiyor! Bugün dünya demokrasileri aynı meseleler için ne diyor? Bu alaycı tavır, dünyanın herhangi bir ülkesinde nasıl bir "anlaşılırlık" potansiyeli taşıyor? Bu tavrı sergileyenler hangi saflarda yer alıyor? Bunun, kendi arkasında durduğumuz meseleler ile olan ilişkisi ne kadar tutarlı?

Zaman itibarı ile dünyaya ve birbirlerimize karşı kırılgan pozisyonda olan bizleriz artık. Böylesi bir toplumsal iklimde, hiper elitist takma siyasal boncukların arkasına sığınarak birbirlerimizi hırpalamak hem modası geçmiş hem de medya tarafından zaten sırtlanılmış bir görev olarak bana pek bir anlam ifade etmiyor. Misyonlarımız adına derinlemesine düşünürken, bu misyonun ete kemiğe büründüğü kültürün gerçekliği adına da düşününebilmek, bugünün meseleleri ile gerçekçi anlamda yüzleşebilmek adına birçok olanak sağlıyor iken bizlere... Sanıyorum artık 360 dereceden sorgulamak gerekiyor.

Günümüz itibarı ile popülist sanatın siyasal alanın değerlerini metalaştırmak konusunda nasıl bir deformasyona yol açtığı gün gibi ortada. Tophanenin çocukları bile yemiyor artık bu yağlı ballı ekmeği. Hem başka bir alt başlığın konusu olduğu için, hem de kelebek desenli teenage anarşizminin resmini yapıp koleksiyonere satmanın hiçbir orjinal tarafı bulunmadığı için oturup bunun üzerine uzun uzadıya yazmayacağım.. Burada İç-Mihrak'ın vermesi gereken karar, lokal bir "CHP Anarşisti" ve kitsch türevlerine hayli aşina olduğumuz bir "muhalif sanat" taklitçisi olmakla, enternasyonel anlamda bir anarşizmin ve o dilin buradaki fonksiyonelliğinin ayırdına varmaktan geçiyor. Görsel anlamda uluslalarası ikonları taklit etmek, ne yazik ki söylemi güçlendirici bir etmen değil. Böylesi bir ikonografinin içerisinden böğüren söylemler, aklıma, popülizmin imaj kültürüyle sıvanmış yeni bir karşı-linç kültürünü sıradanlaştırmak dışında pek bir şey getirmiyor.. uzatmayacağım.

İç Mihrak: Kuranberries / Poster
..............................................

İç-Mihrak'ın fotoğraf albümünde rastladığım diğer imajlar. Benzer yüzeysellikte bir ikonografi Batı'da daha çok şoven gruplar tarafından Müslüman göçmenleri aşağılamak için üretiliyor ve paylaşıma sokuluyor. Türkiye'de ise "öncü sanat" pratiğinin uzantısı olarak algılanma çıtası hayli yüksek. Uzun, kapsamlı, katmanlı bir tartışma...