Britanya'nın Doğu sahilleri boyunca uzanan - neredeyse birbirinin aynı - topografyaların köşeciklerine kurulu küçük kasaba ve şehirleri izlerken, aynı fotoğrafın bilmem kaçıncı edisyonunu görmenin hipnotik etkisi karşısında kayboluyor gibiydim. Britanya önce başa sarıyor, sonra tekrar başa sarıyor ve tam bitti derken bir daha başa sarıyordu. Britanya başka bir yerdi. Onun, kendisini bana sonsuz ters yüz edip göstermesine tanık olurken, hislerim ve zihnim arasında yeni bir muğlak alan keşfetmeye çabaladım. Onunla empati kurmuyordum fakat bundan etkileniyordum. Bir an, onun için bir şiir yazmayı dahi arzuladım. Sonra vazgeçtim. Whisky içip, objektifimi cama dayadım. Yaşamımın bu 6 saati boyunca, sonsuz kez aynı fotoğrafı çekmek istedim. Parmaklarım deklanşöre basmaktan morarıp yorulsun istedim. Yoruldukça unutmak istedim. Londra'yı ve kentin ara sokaklarında bıraktığım tüm diğerlerini.. Yarı yolda, bir kez daha bırakmak istedim.




























































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder