24 Kasım 2011 Perşembe

Foto Galatasaray'ın 60 yılı / AGOS - Ararat Şekeryan


Foto Galatasaray'ın 60 Yılı


Ararat Şekeryan

SALT Araştırma ve Aras Yayıncılık işbirliğiyle üç yıldır sanatçı Tayfun Serttaş tarafından hazırlanan Foto Galatasaray Açık Arşiv projesi ve aynı adlı kitap 22 Kasım günü sanatseverlerle buluşacak.

Foto Galatasaray’ın altmış yıllık tarihini ve stüdyoya can veren Maryam Şahinyan'ın elli yıllık fotoğrafçılık tarihini farklı şekillerde yazmak mümkün. Bu, bir yandan çok kolay, bir diğer yandan ise epey meşakkatli bir iş. Çaba sarf etmekten çok, yüzleşme; daha doğrusu, kaybedilmiş olanla yüzleşebilme cesareti gerektiren bir iş…

Agop Şahinyan, 1877 Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında Sivas mebusudur. Sivas'ın nüfuzlu ailelerinden Şahinyanların bölgede otuza yakın köye, önemli değirmen ve fabrikalara sahip oldukları, büyükbaş hayvan ticaretiyle uğraştıkları biliniyor. Mihran Şahinyan, Paşa'nın on çocuğundan biridir, Dikranuhi Abacıyan'la evlenir, ilki Maryam Şahinyan olmak üzere yedi çocukları olur. Şahinyanlar bölgedeki güçlü pozisyonları sayesinde 1915'i kayıpsız atlatmıştır, ne var ki Cumhuriyetle birlikte Sivas'ta yaşamaya devam etme ihtimalinin zayıfladığını gören Mihran Şahinyan 1924'te sahip olduğu mal mülkten bir kısımını satarak eşi ve yedi çocuğuyla İstanbul'a göç eder.

Ve Foto Galatasaray

Harbiye'de bir apartman dairesine yerleşen dokuz kişilik bu göçmen aile ve ailenin reisi Mihran Şahinyan için Sivas'taki bolluk içinde geçirdikleri yıllar arkada kalmış, ekonomik sıkıntılar baş göstemeye başlamıştır. Birdenbire kendini Cumhuriyet İstanbul'unda bulan Mihran Şahinyan, gençlik yıllarında bir hobi olarak ilgilendiği fotoğrafı kendine meslek edinmeyi, ailesinin geçimini bu yolla sağlamayı kararlaştırır.
Foto Galatasaray, bugün yerinde Şadi Çalık'ın Cumhuriyet'in 50 yılını temsilen ürettiği '50. Yıl Anıtı'nın bulunduğu Galatasaray Pasajı'nın en üst katında, iki Yugoslav muhaciri kardeş tarafından 1920'lerin başında kurulur. Kardeşlerden birinin ortaklıktan ayrılmak istediğini öğrenen Mihran Şahinyan, elindeki küçük sermayeyle Foto Galatasaray'a ortak olur. Birkaç yıl sonra, diğer ortağın da stüdyodaki hisselerini satın alan Mihran Şahinyan, 1935'ten itibaren stüdyonun tek sahibidir. Foto Galatasaray Sivaslı bu paşa ailesinin ekmek teknesidir artık.

1911 doğumlu Maryam Şahinyan'ın kendinden küçük altı kardeşi var. Zabel (1914), Zıvart (1915), Araksi (1916), Keğam (1917), Sebuh (1920) ve Vruyr (1922). Maryam ilkokulu Esayan Ermeni Okulu’nda bitirir, orta öğrenimine Sainte Pulcherie Fransız Lisesi’nde devam ederken maddi sıkıntıya düşen babasına yardım edebilmek için okulu bırakır. Yıllar içinde, fotoğraf çekmekten cam negatifler üretmeye, stüdyo fotoğrafçılığının inceliklerini kavrayan Maryam Şahinyan, 1937’de Foto Galatasaray’ın idaresini babasından devralır. Teknenin dümeni Maryamdadır…

Maryam Şahinyan’ın elli fotoğraçılık yılı

Zorunlu olarak fotoğrafçılık yapmaya başlayan Maryam Şahinyan’ın kendisini aileyi ayakta tutmak uğruna feda etmiş olduğunu söylemek abartı olmaz. Maryam Şahinyan, “kimseyi beğenmediği” için evlenmez, hayatının sonuna dek yanlız yaşar zira.

Kırklı yılların başında, Foto Galatasaray eski bir Beyoğlu stüdyosu, Maryam Şahinyan ise bir İstanbul fotoğrafçısıdır. Mütevazı stüdyosunda elli yıl boşunca fotoğraf üreten Şahinyan, 1942 Varlık Vergisi’ne, 1948’de İsrail’in kurulmasına, 6-7 Eylül 1955’e, 1974 Kıbrıs Savaşı’na, köyden kente göçün en şiddetli yaşandığı yıllara ve tüm bunlara bağlı olarak Beyoğlu’nun ve İstanbul’un zorunlu olarak geçirdiği demografik ve sosyolojik evrelere tanıklık etmiştir.

Maryam Şahinyan’ın özenle sınıflandırdığı arşiv kutularında otuzlu-kırklı yıllara ait fotoğraflarda art arda rastladığınız katolik rahiplere, musevi çocuklarının bar mitsva hatıralarına, Anarat Hığutyun’un Ermeni kuyrlarına, çok değil, yirmi yıl sonra rastlama şansınız kalmamıştır artık. Birkaç on yıl içinde, bambaşka bir tarih yazmaya başlar Maryam Şahinyan’ın objektifi: günbegün fakirleşen İstanbul’un tarihidir okuduğunuz artık. İstanbul’dan göçüp gidenleri, İstanbul’a göçüp gelenleri, severek terk edenleri izlemeye başlarsınız...

Hayatı boyunca, yalnız ve sakin bir yaşam süren Maryam Şahinyan, stüdyosunu devrettiği güne dek I. Dünya Savaşı yıllarından kalma körüklü makinesiyle siyaz-beyaz fotoğraflar üretmeye devam eder.

Ne kamerasını değiştirir, ne müşterilerini oturttuğu koltuğu, ne de halısını. Dünya tarihinin en hızlı yüzyılına meydan okur Şahinyan. Bu yönüyle, değişen kente, değişen ülkeye, değişen dünyaya dur deme çabasıdır Foto Galatasaray.

Onlarca farklı tarihi yazılabilir Foto Galatasaray ve Maryam Şahinyan’ın. İş ki nostaljik ağıtlar yakmadan yitip gidenle yüzleşebilme cesareti gösterilsin. İşte SALT Araştırma, Aras Yayıncılık ve Tayfun Serttaş’ın üç yıllık yoğun emeğinin sonucu hazırlanan ‘Foto Galatasaray’ sergisi ve aynı adlı kitap bu cesareti göstermeye kuvvetli bir çağrı niteliğinde.

‘Foto Galatasaray’ Açık Arşiv, Sanatçı/Araştırmacı Tayfun Serttaş.
22 Kasım 2011 – 22 Ocak 2012, Salt Galata.



Kaynak: AGOS / Ararat Şekeryan / Sayı: 814 - 18 Kasım 2011

akabinde uyku.

Şimdi derin bir uyku. Sabah uyandığımda ne yapacağımı bilmeyeli, iyi bir film izlemeyeli, Splendid Otel'de bir gece geçirmeyeli, doya doya resim yapmayalı, eski dostların kapısını çalmayalı ve de bit pazarı dolaşmayalı ne kadar olmuş? Çok olmuş. O halde herşeyin akabinde derin bir uyku. Sonra yeniden hayat. En özlediğim gündelik kaygılar, gündelik mutluluklar, gündelik dertler, gündelik sürprizler şimdi. Koca koca takvimlerden çıkıp günün tasasına dönmek, mümkün mü? Çok mümkün.

finally!

21 Kasım 2011 Pazartesi

Making of Foto Galatasaray / SALT Galata




special thanks;
Director of exhibition: Merve Elveren
Director of architecture design: Mehmet Can Anbarlılar
Director of installation: Sani Karamustafa





















18 Kasım 2011 Cuma

Hrair Sarkissian "Istory" & Tayfun Serttaş "Foto Galatasaray" INTERPRETATION PACK

CLICK HERE to download the original file

Click on the image to read further:










Hrair Sarkissian "Istory" & Tayfun Serttaş "Foto Galatasaray" YORUMLAMA REHBERİ

Orjinal dosyayı indirmek için TIKLAYINIZ

Okumak için imajın üzerine tıklayın:











17 Kasım 2011 Perşembe

Artists take on Istanbul’s urbanization / Hatice Utkan - Hürriyet Daily News

Istanbul experiences a period of massive urbanization. While the goal of new development is to ameliorate the quality of life, urbanization brings hardships. The subject is now the focus of many artists in their works.

The urbanization and its effects to the city can be seen in everypart of the city. Artists focus on the difficulties and the effects f the consequences of urbanization. Rıfat Şahiner, Tayfun Serttaş and Ali Taptık are among those artists who can refletc the effects of urbanization in their works.

Istanbul is witnessing a construction boom that has gladdened those in the real estate sector but many others have been left out in the rush to gentrify the city. Now, this feeling of alienation is providing inspiration to a number of artists seeking to question this urbanization.

“When I think about the urbanization dynamic of Istanbul, I should speak about a city that has been ever-developing and expanding for 2,000 years,” Tayfun Serttaş, a contemporary artist, writer and researcher on urbanization issues, recently told the Hürriyet Daily News. Serttaş is an artist who is well aware of the destruction, heritage and history of Istanbul. Because of this, he usually focuses on urbanization issues in his art works.

In his art work “Notalgia, I left,” Serttaş hangs T-shirts with a clothesline between two different apartments. “Because of gentrification, it is forbidden to hang clothing between apartments in Istanbul,” he said.

The project was made on Serdar-ı Ekrem Street in Istanbul. “This is a street that has been experiencing gentrification [but used to] welcome migrants. The streets where you can see clotheslines hanging outside windows are the places which have welcomed many migrants,” Serttaş said.

Serttaş said he was the last person to hang clothes on the street and added that he wrote “I LEFT” on the shirts to symbolize how all the others who used to hang their laundry out to dry had vacated the area.

“Istanbul is a city where people who want to live in it cannot live as they always wanted to. And that’s what makes the city,” he said.

According to Rıfat Şahiner, an artist and scholar who mainly focuses on urbanization issues, the pattern of consumption reflects the city’s dynamics.

“It’s not just the museums, shops, exhibitions … all parts of the city are represented as an object of consumption to people. This is what Istanbul is like,” Şahiner told the Daily News.

The biennials, large museum projects and festivals are part of the urban transformation period, Şahiner said.

As an artist, Şahiner focuses on such issues and reflects the processes of migration and urbanization in Istanbul in his works.

Şahiner’s work “un-settlement” suggests how a city is an unsettled “venue” for its locals and immigrants and borrows from the work “Capitalism and Schizophrenia,” by celebrated French philosophers Gilles Deleuze and Félix Guattari. One of the French pair’s ideas was that of the process of “deterritorialization,” whereby unsettlement destroys cultural associations leaving a gap that only the capitalist system can fill. Another artist who occasionally focuses on urbanization issues is Ali Taptık. As an artist, Taptık likes to showcase the city and the individual in the urban context through his photographs.

“Although I have no artistic project focusing on urban redevelopment/regeneration, I have lots of pictures from urban regeneration areas in my projects,” he told the Daily News.

Trained as an architect, Taptık has certain desires to document the transformation of the city as an organism.

“I deploy some of these images along with others that are off-topic to create a narrative – or a sort of visual fiction. [Urbanization is] a part of my work, but just a part of it. I find works that are just a direct critique of urban redevelopment mostly shallow, as this doesn’t actually help anything,” Taptık said.

Istanbul is not a city where urbanization is controllable as in many other rapidly growing cities, said Taptık. “What makes it more interesting is that it changes and redefines itself completely as it did many times before. One should look at the peripheralization during the 19th century. So this will happen again, history is mere repetition.”

Street art

Istanbul is also a city that contains many works of art in the streets. As an example of this, a work by Sevil Tunaboylu at Tatar Bey Sok. No. 11, Galata, Istanbul, proves that the city is full of surprises.

Tunaboylu’s installation is revolutionary as it brings art to the streets and makes criticisms. For her work, Tunaboylu put arms from models on damaged walls.

“I made that work for the Soft City exhibition. As far as I’ve heard, that work is still there and protected by the shop owners and locals who live there,” she told the Daily News.

What she has experienced may be a good example of the urbanization and the ties between artistic approaches. The street is still there, and the art installation on the damaged wall creates an aesthetic area in the middle of the city.

Hürriyet Daily News / Hatice Utkan - Wednesday, November 16, 2011