23 Temmuz 2011 Cumartesi

amy



Şimdi hatırladım, ki daha oturup uzun uzadıya yazacaktım bu mezarlık üzerine. Konuyu bu klibe bağlayacaktım. Amy'den, Stoke Newington'dan, Kuzeydoğu Londra'dan, Back to Black'den ve başka şeylerden bahsedecektim. Sonra ne hızlı değişti yine herşey. Ne de çabuk geçiyor zaman, unutmuşum. Ne de çabuk, hem Amy...

O halde bir ayağı çukurda olanlararası empati gecesi olsun bu gecenin adı. Bir ayağı çukurda hissedenler de katılsın. Derinlemesine içilsin. Henüz yirmilerinde ölenler, gerçekten güzeldir.

Abney Cemetery of Stoke Newington için Kasım 2010'da şöyle demişim.
Keşke gerisini getirseymişim.

22 Temmuz 2011 Cuma

3rd Thessaloniki Biennale


3rd Thessaloniki Biennale of Contemporary Art
Thessaloniki, Greece
18 September 18–December 18, 2011


Press conference:
Thessaloniki, April 15, 2011

Preview dates:
Soon to be announced

State Museum of Contemporary Art
Thessaloniki, Greece
www.greekstatemuseum.com
www.thessalonikibiennale.gr

The 3rd Thessaloniki Biennale of Contemporary Art is lead by the State Museum of Contemporary Art (SMCA) working collaboratively with the rest of the "Thessaloniki – 5 Museums Movement" (5M): Archaeological Museum of Thessaloniki, Museum of Byzantine Culture, Macedonian Museum of Contemporary Art and Teloglion Foundation of Art. The Biennale comprises a main and a parallel programmes and focuses on the Mediterranean region under the title "OLD INTERSECTIONS - MAKE IT NEW" with exhibitions, a workshop for young artists, a performance festival, conferences and a symposium.

MAIN PROGRAMME "A ROCK AND A HARD PLACE"

Curators: Paolo Colombo, Mahita El Bacha Urieta, Marina Fokidis

In the current climate of gathering instability that holds great promise as well as danger, this title, A Rock and a Hard Place captures the sense of fragility and jeopardy that looms over the wider politics of the Mediterranean and the psychology of the individual. Affected by a sense of impending danger and 'Hamletic' doubt, contemporary artists produce work that is often characterised by a defensive, ironic stance. Leaving behind the strong, iconic gestures and sweeping political statements of the past, A Rock and a Hard Place examines the changes, the shifts, and the different perspectives of more than 50 artists. Engaging with the historical significance of the venues and of Thessaloniki—a crucible of cultures for the past 2500 years—the Biennale explores a number of topical issues in Mediterranean region, from social conflict to the quandaries of the individual caught in an economic and existential crisis. The program takes place in five museums and several Islamic monuments and includes special exhibitions and installations, an information centre as well as performances and interactions that address cultural and popular issues in the Mediterranean region.

Director: Katerina Koskina, Head of the Board of Trustees of the SMCA
Advisory Committee: Catherine David, Maria Rosa Girace Pieralisi, Jannis Kounellis, Jessica Morgan and Denys Zacharopoulos.

The 3rd Thessaloniki Biennale of Contemporary Art is part of the "Thessaloniki: Cultural Crossroads" programme of the Hellenic Ministry of Culture and Tourism, focussing this year on the Middle East, and running under the Municipality of Thessaloniki, Department for Culture, Education and Tourism and other cultural and educational partners jointly.

The 3rd Thessaloniki Biennale of Contemporary Art is funded under the Operational Programme Macedonia - Thrace 2007–2013, implemented by the SMCA and co-financed by the European Union (European Regional Development Fund).

Paolo Colombo
is currently Art Advisor at the Istanbul Museum of Modern Art. From 2001 to 2007he was Curator of The Museo Nazionale delle Arti del XXI Secolo in Rome. From 1989 to 2000 he was Director of the Centre d'art contemporain in Geneva. In 1999 he curated the 6th Istanbul Biennial. He has been associate producer of a number of award winning films, more recently "The Edge of Heaven" and "Soul Kitchen" by Fatih Akin and "The Tree" by Julie Bertuccelli.

Mahita El Bacha Urieta
is currently Arts Strategist at Abu Dhabi Authority for Culture and Heritage. Winning curator of Abraaj Capital Art Prize, 2010. Recently worked on Saadiyat Cultural District, UAE and was coordinator of 7th and 8th editions of Sharjah Biennial. Previous work included curating "Arabise Me" (2008–2009); production of Manifesta 6, Nicosia, Cyprus (2006); projects with inIVA, London: "Fault Lines: Contemporary African Art and Shifting Landscapes" 50th Venice Biennale (2003) and "Veil" exhibition.

Marina Fokidis is a curator and writer based in Athens Greece. Amongst other projects she is the founding and artistic director of the newly established Kunsthalle Athena, and has served as the commissioner and the curator of the Greek Pavilion at the 51rst Venice Biennial, (2003) and as one of the curators of the 1rst Tirana Biennial (2001). She has curated several exhibitions and written articles on various book collections and international art magazines.

19 Temmuz 2011 Salı

taşınıyoruz

Mary Lou Sulit Muga Interview / Part 1



Koken Ergun interviewing Mary Lou Sulit Muga, an Overseas Filipino Worker (OFW) living in Israel. Mary Lou talks about the social life and working conditions of the Filipino community in Israel.

This video interview is part of Koken Ergun's project "Binibining Promised Land" which documents the beauty pageants of the OFWs in Israel.

10 Temmuz 2011 Pazar

coming soon!



SALT: 14 July · 19:00 - 20:00 / Beyoğlu İstiklal Caddesi No: 136

SUPERSTRUCTURE (the ammunition of the nation)

Hassan Khan will perform three of his compositions in this concert set. From the complex emotional range of “A Musical Piece Based on Distant Memory” to the brutal, tireless, yet constantly morphing beat of "SUPERSTRUCTURE," this set brings together live improvisation and pre-composed elements. Khan mines his personal archive of studio sessions helmed with various musicians to build a
new musical structure that takes us from a precise, intimate and fragile moment to a semi-mythical collective landscape.

Hassan Khan (1975) is an artist, musician and writer who lives and works in Cairo, Egypt. Before beginning to exhibit his work in art spaces in the late '90s, Khan was involved in Cairo’s alternative cultural scene. He is considered within that context a pioneering influence in the fields of experimental music and video. His practice over the years has incorporated increasingly diverse media including photography, architectural installation, sound, animation, film and video, interventions in publications, performative actions, lectures and sculptural works. As a musician, Khan regularly composes soundtracks for theater and performances around the world. His album “tabla dubb” is available on the 100copies label. Khan is widely published in Arabic and English.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Apoyevmatini kapanmıyor!

Kişisel Notum: Ve say ki koca İstanbul'da, son İstanbulca gazete satacak adam bulamamış... Kapanıyor, bu yüzden. İstanbul'un kıyamet günü mü bugün? Biraz öyle. Biz taşı toprağı "kurtarmakla" bazı şeyleri ayakta tutabileceğimize inandırılsak da, koca 3.000 yılın ardından, İstanbul'da üç beş satır İstanbulcanın üç beş gram kağıda basılamayacağı gün gelmiş çatmış. E böyle mi olacaktı, koca İstanbul? Bu kadar mı küçülecekti.

Derin bir ızdırap içimde Apoyevmatini, şimdilerde Starbucks olan binanın girişindeki Rumca duvar yazısının kalıntıları önünden başımı önüme eğip geçerken düşünüyorum; Suriye Pasajının florasan ışığı ile aydınlanan o son gerçek yazıhanesinin kapısına kilidin vurulduğu gün, bir daha açılmamak üzere bir kilid vurulacak bu kentin tarihine. Çok değil 10 yıl kadar sonra bunun ne kadarı ile hesaplaşabileceğimizin iç muhasebesine soyunuyorum. Galiba, "ilk kez bitecek..." diyorum, kendi kendime. Derken bugün o en güzel habere uyandım! Bir vefa borcu için istanbul'a, şimdi lütfen, hadi! İnanın tek kelime Rumca okuyamam ben. Ne önemi var ki allah aşkına? Aşık olduğum Fransızca şarkılara çok iyi Fransızca bildiğimden mi aşık oldum sanki? Arapçaya olan hayranlığım, sırf o güzel kaligrafiden değil midir? Ve de her Ladino duyduğumda, salt Ladino mudur beni yerimden hoplatan? Ben bu dillerin de hiçbirisini bilmem, hiçte sorgulamadım "önemi var mı?" diye. Bence yok. Bu dillerin hiçbirisine de İstanbulca'dan daha yakın hissetmem. Alın onu. İzin verin girsin dükkanınıza, evinize, dursun sehpanın bir köşesinde. Bakın o mağrur sayfalarına, derin derin bakın. Size garanti ediyorum İstanbul'u okuyacaksınız, daha derinden bakın, haberleri okumaya başladığınızı farkedeceksiniz, hadi biraz daha derinden, tam işte orada bulacaksınız son yarım asırdır bu kente dair eksikliğini hissettiğiniz iç huzuru. İddia ediyorum hiçbir gazetenin okutamadığı alt metinleri okutacak size, kapınız her çalınıp içeriye girdiğinde "güvende" hissettirecek. Bu iyiliği yapın kendinize. Hem kendinize, hem Apoyevmatini'ye. İnanın Apoyevmatini, okunması en güzel gazete! Ben öyle okuyorum ki şu sıralar... Sular seller gibi. İlk kez buradan birşey rica ediyorum, katılın ne olur bana. Bakın öğrencisi genci artık abone. İzin verin, bizle yaşasın... Çok zor değil, yaşasın.


Gazete finans krizini geçici bir süre aştı. Vasiliadis, "Rumca bilmeyen insanlar abone oldu, omuzlarım bu yükü kaldırmıyor" diyor.


‘‘Yaşgünümüz olan 12 Temmuz’un yas günümüz olacağını düşünüyorduk ama galiba ertelendi bu.” Geçen hafta kapanacağı haberleriyle gündeme gelen Apoyevmatini gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis böyle diyor. Gazetenin kapanması 60’a yakın insanın abone olmasıyla ertelenmiş. Baskın Oran, Ayhan Aktar, Samim Akgönül’ün çağrısı, Bilgi Üniversitesi’nde başlatılan kampanya sayesinde değişen denge, ‘şimdilik’ bir çözüm üretiyor. Geride yine koca bir soru işareti.
Vasiliadis de, “Taşıma suyla değirmen nereye kadar yürür?” sorusunu sorup uzun vadede gazetenin yaşamasını sağlayacak çözümü öneriyor: “Esas çözüm Basın İlan Kurumu’nun negatif ayrımcılık nedeniyle bu duruma düşen bu gazeteye pozitif ayrımcılık uygulaması. Bizi 7-8 bin liralık ilan kurtarır. Her gün 200-300 liralık bir zarar oluşuyor. Zaten para almadan çalışıyorum; telefon, kiralar derken birikiyor. 1964’ten beri bu bardak doluyor. Yunanistan’da yaşanan kriz bizim yaşadığımız sorunun tek nedeni değil, yalnızca bardağı taşıran damla.”

Bu bir hafta Vasiliadis’i derinden etkilemiş. 1964’ten beri kan kaybeden gazetenin geldiği noktayı üzüntüyle anlatıyor: “İstanbul’da 610 Rum aile yaşıyor. Gazetenin tirajı 600. Hedef kitlemizin yüzde 100’üne ulaştık. Bu gazete 20’li, 30’lu yıllarda 30 bin tirajla Türkiye’nin en çok satan gazetesiydi. Yunanistan’dan mübadeleyle gelen halk da okuyordu. 64’ten sonra durum değişti. O zamanki sahibi ayakta tutabilmek için Atina’daki dairesini sattı.”

Öğrenciler harçlığından para ayırdı


Bu tatsız durum içinde Vasiliadis’i umutlandıran şeyler de var. Ameliyata gitmeden önce abone olan bir profesör gibi; “Rumca bilmeyen kişiler abone yazıldı. Sırf yardımda bulunmak için. Duygulandıran bir destek gördük. Bir hanım telefon etti, ‘Hemen hesap numaranızı verin, yarına bırakamam, yarın ameliyat olmaya gidiyorum’ dedi. Ameliyata giderken önce abone olmayı düşünüyordu. Üniversiteli öğrenciler cep harçlıklarından artırıp okuyamayacakları bir gazeteye abone olmak istiyor. Biraz evvel Oral Çalışlar telefon etti ,‘Ben de yazacağım’ dedi, çok duygulanıyorum. Bunu omuzlarım kaldırmıyor.”

Radikal: Ayça Örer, 09.07.2011


Apoyevmatini gazetesinin abonelik bedeli, 3 aylık 25 TL, 6 aylık 50 TL, 1 senelik 100 TL'dir, gazete veznesine ya da verilecek banka hesabına yatırılabilir.

Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:
apo.istanbul@gmail.com
(0 212) 225 59 57
(0212) 293 20 35.

Daha fazla ayrıntılı Bilgi için: BURAYA TIKLAYINIZ

5 Temmuz 2011 Salı

Apoyevmatini kapanmasın.


"1925'ten bu yana Istanbul'da Rumca olarak çıkan Apoyevmatini, Cumhuriyet'ten sonra en uzun süredir yayımlanan ikinci günlük gazete."

NTV'nin Apoyevmatini gazetesi hakkındaki haberi bu cümleyle başlıyor. Haberin konusu ise 86 yıllık bu gazetenin maddi sıkıntılar nedeniyle kapanmak zorunda kalıyor olması. 12 Temmuz 2011, Apoyevmatini’nin son kez basıldığı tarih olabilir.

Gazetenin sahibi Mihail Vasiliadis Yunanistan’daki krizin kendilerini çok etkilediğini belirtiyor: düzenli olarak verilen reklamlar geçtiğimiz Mart ayında kesilmek durumunda kalmış. Türk Basın İlan Kurumu’na resmi ilan alabilmek için yaptıkları başvuru ise yerel gazeteler için 5000 tiraj alt sınırı olduğu için reddedilmiş.

Bir zamanlar 30.000 tirajıyla Rum cemaatinin yaklaşık %75’ine ulaşan Apoyevmatini bugün cemaatin tamamına ulaştırılıyor: 610 aileye gönderilen 610 adet Apoyevmatini, Istanbul’da kalan Rum aile sayısı bu.

En yüksek tirajlı gazetemiz “Türkiye Türklerindir” yazadursun, Apoyevmatini hala Rum cemaatinin tüm vefat ve vaftiz ilanlarını yayımlamaya devam ediyor, motto’sunda yazdığı gibi: «Ουδείς γεννάται, ουδείς αποθνήσκει άνευ της Απογευµατινής» (“Apoyevmatini’nin haberi olmadan ne kimse ölür ne de kimse doğar”).

Ancak bir motto’su daha var Apoyevmatini’nin, Victor Hugo’dan alıntıyla: New epochs bring new missions.

İşte bu değişen koşullarda bize düşen de gazetemize, tarihimize ve değerlerimize sahip çıkmak olmalı. 86 yıllık geçmişinde sadece 6-7 Eylül olayları sırasında yayınına ara vermek zorunda kalan bu gazeteye bir minnet borcumuz olmalı.

Mihail Vasiliadis NTV’deki röportajının sonunda, “Bu gazete basılı haliyle Istanbul Rumlarını birbirine bağlayan bir tutkaldır” diyor.

Biz de diyoruz ki, gelin Apoyevmatini tüm Istanbulluları, tüm Türkiyelileri birbirine bağlasın. Abone olun, gazeteye ilan verin, çevrenize duyurun. Basın İlan Kurumu’na, siyasi partilere mektuplar yazın, Apoyevmatini’ye resmi ilan verilmesini sağlayın.

Apoyevmatini gazetesi kapanmasın!


Apoyevmatini gazetesinin abonelik bedeli, 3 aylık 25 TL, 6 aylık 50 TL, 1 senelik 100 TL'dir, gazete veznesine ya da verilecek banka hesabına yatırılabilir.

Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:
apo.istanbul@gmail.com
(0 212) 225 59 57
(0212) 293 20 35.

Daha fazla ayrıntılı Bilgi için: BURAYA TIKLAYINIZ