29 Nisan 2018 Pazar

İlk Kadın Stüdyo Fotoğrafçımızın Eserleri Sergileniyor / AYDINLIK





İlk Kadın Stüdyo Fotoğrafçımızın Eserleri Sergileniyor

Cumhuriyetimizin ilk kadın fotoğrafçısı Maryam Şahinyan’ın gözünden çekilmiş 200 bin resimlik arşiv, Tayfun Serttaş’ın yorumu ile ilk kez sergilenmeye başlandı. Pilevneli Gallery kurucusu Murat Pilevneli ve Tayfun Serttaş ev sahipliğinde yapılan sergi açılışına kültür, sanat ve iş dünyasından Sarp Evliyagil, Cem Mirap, İnci Aksoy, Gül Gölge, Tamer Yılmaz, Linda Kuyumcuyan gibi isimler katıldı. 2011 yılında kamuya açılmasının ardından ilk kez bir galeri bünyesinde sergilenen Maryam Şahinyan arşivi, Serttaş’ın görsel arşivlerle süregelen ilişkisinin mekânsal bağlamda kurgulandığı en kapsamlı sergi olma özelliği taşıyor. Şahinyan’ın tamamı siyah-beyaz negatif ve cam levha negatiflerden meydana gelen fiziksel arşivi, İstanbul’un yakın dönem klasik fotoğraf stüdyolarından bugüne eksiksiz şekilde ulaşabilmiş en nadir örneklerdendir. 25 yıllık bir bekleyişin ertesinde arşivde yer alan 100 bini aşkın negatif film, sanatçı Tayfun Serttaş’ın oluşturduğu bir ekip tarafından iki yıllık bir sürede tasnif, temizlik, sayısallaştırma, sayısal restorasyon ve kategorizasyon aşamalarından geçerek korunmaya alınmıştır. 

Sergi, 1942 Varlık Vergisi’nden, 1974 Kıbrıs Savaşı’na farklı siyasal dönemleri içinde barındırıyor. Bunun yanında Anadolu’dan İstanbul’a göç edenlerin çoğalmasıyla; giyim, kuşam, aksesuar ve saç modeli değişikliklerinden kent hayatındaki sınıfsal ve demografik yapıların dönüşümüne, şehre adaptasyon sürecinin kuşaklar arasında yol açtığı farklılaşmadan, toplumsal cinsiyet normlarının fotoğrafa yansıyan prototiplerine kadar farklı okumalara açık.


Kaynak: "İlk Kadın Stüdyo Fotoğrafçımızın Eserleri Sergileniyor"
20 Nisan 2018 - AYDINLIK 


22 Nisan 2018 Pazar

'Objektifin Ardına Gizlenen Kadın' / Seda Yılmaz - CUMHURİYET




'Objektifin Ardına Gizlenen Kadın' 

Seda Yılmaz

1936’dan itibaren 50 yıl Beyoğlu’ndaki stüdyosunda sayısız insanı fotoğraflayan Maryam Şahinyan’ın fotoğrafları ilk kez sanatçı Tayfun Serttaş’ın çabasıyla 2011’de sergilendi. Şimdi, 27 Nisan’dan 26 Mayıs’a kadar sürecek çok daha kapsamlı bir sergiyle Pilevneli Gallery’de Şahinyan’ın dünyası anlatılacak.

Tarihsel anlatıların merkezinde daima erkek vardır. Hal böyle olunca başarılar, ilkler, zaferler hep erkeğe mal edilir. Kadının payına düşense görülmemek, ola ki görülürse de görmezden gelinmektir. Mesela, 1936’dan itibaren 50 yıl boyunca Beyoğlu’ndaki fotoğraf stüdyosunda sayısız insanı fotoğraflayan ve bununla ülkenin sosyokültürel dönüşümlerini belgelemiş olan bir kadının adı sanı pek bilinmez. Bu stüdyo fotoğrafçısının iki dezavantajı vardır üstelik; kadın ve Ermeni olmak’...

Hem kadını hem de azınlığı yok sayma “kasları” fazlasıyla gelişmiş bir toplum olduğumuz için Maryam Şahinyan’ı pek azımız tanırız. Oysa onun çektiği fotoğraflar, İstanbul’da nice ailenin albümüne girmiş olmalı. Foto Galatasaray’da, objektifinin karşısına geçip poz verenler arasında kimler yoktur ki?! İki dirhem bir çekirdek kadınlar, tiyatro grupları, müzisyenler, rahibeler, vaftizlik ve sünnetlik çocuklar, subaylar, transseksüeller, gay çiftler...   

Fotoğraflar arasında gezinirken, bir bakmışsınız Beyoğlu’na şapkasız çıkılamayan zamanlardasınız ya da köyden kente göçün tam ortasında. İstanbul’un değişen zamanlarının, değişen yüzlerinin tanığıdır her kare.

Maryam Şahinyan’ın zengin arşivi, 1994’te, yok olmak üzereyken Aras Yayıncılık’ın kurucusu Yetvart Tomasyan tarafından kurtarıldıktan sonra tıpkı Şahinyan gibi kendi halinde kaldı. Yaklaşık 20 yıl, el sürülmeden bir depoda bekledi. Arşivin kaderini değiştiren, sanatçı Tayfun Serttaş oldu. 1.139 kutu dolusu negatif filmi elden geçiren, temizleyen ve dijitalleştiren Serttaş, Şahinyan’ın fotoğraflarını ilk kez 2011’de SALT Galata’da sergiledi. Şimdi, 26 Mayıs’a kadar sürecek olan çok daha kapsamlı bir sergiyle Pilevneli Gallery’de Şahinyan’ın dünyası anlatılacak.

Objektifin Arkasında Güvendeydi

Onca insanı fotoğraflayan Şahinyan’ın topu topu dört adet vesikalık fotoğrafı, bir de aile fotoğrafı bulunuyor. Kameranın önünde olmayı hiç sevmemiş belli ki. Müşterileriyle ilişkilerinde mesafeli, içe dönük bir kadın olmuş. Stüdyoya gelenlere soru sormaz, kendisine soru sorulmasından da hoşlanmaz. Kapalı bir kutudur adeta.

Yetvart Tomasyan, iki yıl önce bir söyleşide, sadece birkaç kez gördüğü Şahinyan’dan bahsederken, Ermenilerin hiçbir zaman kendilerini birinci dereceden vatandaş, yurttaş olarak görmediklerini, bu yüzden Ermeni zanaatkarlar ve ustaların müşterilerine karşı hep iyilik meleği rolünü oynadıklarını anlatır. Nesilden nesle aktarılan bir korkunun varlığını açık eder ve “Maryam, müşterileriyle katiyen tartışmıyor. Çektiği fotoğraflar beğenilmez ise bir daha çekiyor. Olmazsa parayı iade ediyor. Ben de bugün hala kimseyle tartışmak istemiyorum” der.

Maryam Şahinyan’ın bir kadın ve bir Ermeni olarak kendini en güvende hissettiği yer objektifin arkasıydı belki de!...

Kaynak: ‘Objektifin Ardına Gizlenen Kadın’
Seda Yılmaz, 22 Nisan 2018, CUMHURİYET



FLASHBLACK @ Pilevneli Gallery


FLASHBLACK 
Tayfun Serttaş 
27.04 - 26.05.2018
@ Pilevneli Gallery 

click for event




"Eski Türkiye’nin size selamı var" / Onur Baştürk - HÜRRİYET




'Eski Türkiye’nin Size Selamı Var'

Onur Baştürk  

Babasından devraldığı Galatasaray’daki stüdyoda 1935’ten 1985’e kadar aralıksız fotoğraf çekmiş.
Ama kendi fotoğrafının çekilmesinden aslında hiç hoşlanmamış.
Bu yüzden ona ait sadece dört vesikalık ve bir aile fotoğrafı varmış.
Bahsettiğim kişi, roman karakteri gibi: Türkiye’nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı Maryam Şahinyan.
Onun fotoğraflarını ve hikayesini sanatçı/antropolog Tayfun Serttaş sayesinde öğrendim.
Tayfun, Maryam Şahinbaş’ın 50 yıllık arşivine tam da yok olmak üzereyken, yayıncısı sayesinde ulaşıyor ve erkek egemen bir sektörde yıllarca bu işi yapmış Şahinyan’a hayran oluyor.
Sonrası inanılmaz bir emek.
Tayfun ve ekibi üç yıl boyunca bu eski fotoğraf arşivini tek tek dijitale aktarmak için deli gibi çalışıyor.
Sonunda Salt Galata’da 2011 yılında ilk kez kamuya açılıyor arşiv.
Bu hafta ise Tayfun’un bu arşivden yola çıkarak yaptığı muhteşem enstalasyon sergisini konuşacağız.
Dolapdere’deki Pilevneli Galeri’de cuma günü açılacak ve 26 Mayıs’a kadar sürecek “FLASHBLACK” adlı bu sergiyi kaçırmayın derim.
Çünkü bu fotoğraflarda başka bir şey var.
Başka türlü bir zarafet, başka türlü bir cesaret, başka türlü bir samimiyet...
Tayfun Serttaş’ın tabiriyle, “Instagram’ın olmadığı bir dünya. Ama herkesin fotoğrafları daha şık”.
Sizce de öyle değil mi?

Kayak: "Eski Türkiye'nin size selamı var"
Onur Baştürk, HÜRRİYET - 22 Nisan 2018  


20 Nisan 2018 Cuma

'Tayfun Serttaş'tan bir kitap, bir sergi' @ CNNTurk


haber kaynağına ulaşmak için tıklayın  



“Tayfun Serttaş'tan bir kitap, bir sergi”

Pilevneli, Tayfun Serttaş’ın "Flashblack" adlı kişisel sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 2011 yılında kamuya açılmasının ardından ilk kez bir galeri bünyesinde sergilenecek olan Maryam Şahinyan arşivi, sanatçının görsel arşivlerle süregelen ilişkisinin mekânsal bağlamda kurgulandığı en kapsamlı sergi olma özelliği taşıyor. Serttaş'ın Aras Yayıncılık'tan çıkan "Foto Galatasaray" adlı kitabında da Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan ve 1985'e dek kesintisiz hizmet veren Foto Galatasaray'ın hikayesi anlatılıyor.

Tayfun Serttaş, arşivsel veri ile olan ilişkisini ‘bağlamdan kopartmanın (decontextualize) ve yeniden bağlama oturtmanın (recontextualize) koşulladığı transpozisyon’ üzerinden tanımlar. Kariyerinin çeşitli evrelerinde ustalıkla formüle ettiği farklı niteliklerdeki arşivler aynı zamanda birer pozisyon kaydırma girişimidir. Sergilerini zaman zaman farklı disiplinlerden duayenlerin pratiklerine adamaktan kaçınmayan Serttaş için günümüzde sanatçı ‘önerme’ ile mükelleftir. Serttaş’ın önermesinde arşiv nesneden ziyade, özneye dönüktür. Sanat yapıtına iliştirilerek/araçsallaşarak değil, sorunsalın ta kendisi olarak karşımıza çıkar. Medium manipülasyona uğramaz, video için bant ne ise arşiv için film odur, imgeler esansa (essence) sadık kalınarak çözümlenir. Ready-made’in ötesidir; keşfedilir, işlenir, kavramsallaşır ve nihayetinde literatüre kazandırılır. Maryam Şahinyan arşivi aracılığıyla vurgulanmakta olan, sanatın eyleme içkin doğasında yanıt bulur. Direnç, bu doğal güzergahta (örneğin bir sınır aktivite olarak senografi) saklıdır. Bu bağlamda "Flashblack", fotoğrafın ışık kadar karanlığa tekabül eden teorik mirasına, karanlık odadan süzülen bir ‘aydınlık geçmiş’ birikimine duyulan gereksinimdir.

Stüdyo fotoğrafçılığı gibi erkek tekelindeki bir mesleği 60 sene boyunca kesintisiz olarak sürdüren Maryam Şahinyan yalnızca fotoğraf çekmedi. Aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin görsel açıdan ulaşılması son derece zor bir kesimini kadrajına aldı. Kadın ve erkeğe özgü mekânsal ve araçsal kriterlerin ayrımına dayanan 20. yüzyıl geleneği, Foto Galatasaray’ın ‘kadın’, ‘orta sınıf’ ve ‘kentli’ denklemde analiz edebileceğimiz müşteri kitlesini belirledi. Yarım asrı aşkın süre kendisine lütfedilmemiş bir mesleğin duayeni, objektifin arkasındaki göz olarak kadındı Maryam Şahinyan. Erkek bakışından ayrıksı bir görsel tarihin üretimine olanak tanıdı... Bu bilinçsiz/bilinçli tavır, aynı zamanda Şahinyan arşivini Türkiye tarihinin en özgün görsel külliyatlarından biri konumuna getirmektedir.

Kimlik/köken tartışmalarının böylesine yoğun yaşandığı bir dönemde Maryam Şahinyan arşivine dönme kararı keyfi değil. Türkiye modernleşmesinin farklı katmanları süresince sayısız kere yıkılıp yeniden inşa olagelen toplumsal normlar, kimsenin kesin aidiyet bildiremediği bir kültürel muğlaklığın da önünü açmıştır. Buradaki temel sorun her yeni katmanın, bir önceki katmanı inkar ve yok sayma eğiliminde aranmalıdır. Halbuki kültürün bekası, içerisinde yeşerdiği bütün olguları kaydetme, koruma ve yansıtma yeteneğine bağlıdır. ‘Kişisel’ olanın yalnızca mahremiyetin değil, kamusal tezahürün de alanı olarak görünürlük kazanması, kendini tanımlayabilmek adına her dönemin ‘ötekisini’ yaratmaktan kaçınmayan iktidar aygıtına karşı hafıza demokrasisini savunmaktır. Böylesi bir kavrayışla direnmek, unutmamaktır.

Kitap: FOTO GALATASARAY

Tayfun Serttaş'ın Aras Yayıncılık'tan çıkan "Foto Galatasaray" adlı kibatında da Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan ve 1985'e dek kesintisiz hizmet veren Foto Galatasaray'ın tarihine ışık tutuluyor. Meslek hayatı boyunca 1942 Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 olayları, 1974 Kıbrıs Savaşı başta olmak üzere, köyden kente göçün en şiddetli yaşandığı yıllara ve ülkenin geçirdiği demografik ve sosyolojik değişimlere kamerasıyla tanıklık eden Maryam Şahinyan, geride bıraktığı 200 bin imajlık arşiviyle, bizlere bütün bir Cumhuriyet tarihinin görsel izdüşümünü sunuyor.

Sanatçı/Araştırmacı Tayfun Serttaş'ın editörlüğünde hazırlanan eserde, İstanbul'un yakın dönem klasik fotoğraf stüdyolarından bugüne ulaşabilmiş Foto Galatasaray arşivinden seçilen bine yakın fotoğraf yer alıyor. SALT Araştırma ve Programlar direktörü Vasıf Kortun ve yazar Karin Karakaşlı'nın sunuş yazılarıyla zenginleşen kitapta arşiv fotoğrafları, "Kültürel Temsiliyet", "Toplumsal Cinsiyet", "Göç ve Değişme", "İdealize Edilmiş Çocuk Bedenleri" ve "Moda Yansımaları" gibi çeşitli başlıklar altında inceleniyor. Kimler gelip geçmiyor ki elli yıl boyunca Maryam Şahinyan'ın I. Dünya Savaşı'ndan kalma körüklü kamerasından... Birkaç on yıl içinde şehrin demografik haritasından silinecek olan Katolik din görevlileri, Ermeni rahibeler, bar mitsva'ya giren Musevi çocuklar, hatıra fotoğrafı çektiren Rum kızlar, Bolşevik Devrimi'nden kaçıp İstanbul'a sığınan Ruslar, opera sanatçıları, müzisyenler, göçlerle İstanbul'u mesken tutan taşralılar...

Foto Galatasaray, çehresi günbegün değişen İstanbul'un tarihini bir kez daha yazmaya çağrı niteliğinde. Türkiye'nin ilk kadın stüdyo fotoğraf sanatçısı Maryam Şahinyan'ın objektifinden akıp giden İstanbul'un tarihi...


Kaynak: 'Tayfun Serttaş'tan bir kitap, bir sergi
19 Nisan 2018, CNNTurk - Kültür Sanat  

19 Nisan 2018 Perşembe

FLASHBLACK @ Pilevneli Gallery


"Hıdivyal Palas’ın üçüncü katında, hepi topu on beş metrekarelik bir deponun zemininde, üzerine kitap kolileri yığılmış halde, yirmi beş yıla yakın süredir dokuz büyük sandık içerisinde, 1.139 kutu dolusu negatif film bekliyordu beni. Unutulduğu yerde, kaybolmuş halde..."
* Tayfun Serttaş, AntiBellek, 2011. 

* * * 

"On the third floor of Hidivyal Inn, on the floor of a fifteen-square meter storage space, topped by boxes of books, in nine large boxes, 1.139 boxes of negatives have been waiting for me for over twenty-five years. There it was forgotten, lost, still as it was last left..." 
* Tayfun Serttaş, AntiMemory, 2011. 


FLASHBLACK
Tayfun Serttaş
27.04 - 26.05.2018
@ Pilevneli Gallery 




11 Nisan 2018 Çarşamba

FLASHBLACK @ Pilevneli Gallery


FLASHBLACK 
Tayfun Serttaş 
27.04 - 26.05.2018
@ Pilevneli Gallery 

click for event