28 Kasım 2013 Perşembe

introduction


Kimsenin Olmayan Şifreler

Bu üçü aslında aynı hikaye.

Ama her biri “ıssızlığın” farklı bir evresini temsil ediyor. Birbirine teğet çizgilerle bağlı bu üç katmanda, aynı kentin bulvarlarında örülen aynı hikayeye, üç farklı güzergahtan ulaşmayı deniyorum. Elimdeki tek aygıt, kuşku.

Bir bütünün tamamlayıcı parçaları olarak hedeflenen üçleme, aynı hikaye olmasına karşın, bir sonrakinin bir öncekini geçersiz kılmasıyla oyunsallaşıyor.

Özünde sahte dedektiflik ve hedef şaşırtma olan bu üç katman, aranılan, takip edilen, izlenen, delil toplanan, araştırılan, sorgulanan başka tarihler üzerinden; ıssızlığın iç dünyasını delmeye yelteniyor.

Bu asla görüldüğü kadar tutarlı ve lineer bir deneyim değil. Gelecek ve geçmiş, hayal ve gerçek, majör ve minör, tekil ya da çoğul arasındaki onlarca ikilemin iç içe geçtiği abartılı kent metaforunu kendi yoksunluğu içerisinde, kayıp verileri birbirine bağlayarak kuşatma arayışı. Bu bir tür saldırı, kente ve onun tarihsel zaaflarına.

Survival olarak tasniflenmemiş - kayıp - veri, asla tasniflenemeyecek, yazılımı tamamlanmamış olan verili ideolojinin anlam dünyasını kendiliğinden yapı bozumuna uğratıyor. Rastlantısallık, bugüne değin hayli zor metodlarda aranan bir incelemenin, zeminini sağlamlaştırıyor. Aynı zamanda kendi rolümden kurtulmak için bugüne değin verdiğim uğraşların, sahnesini. Bu sahnede eşitlik sayısı bilinmeyenle aynı; ancak, bilinenler belli bölgelerde toplanmış olduğundan, gereken yerlerde veri yok. Bilinçdışı.

Peki bir veri işlevini yerine getiremezse ne olur? O hala bir veri midir, yoksa başka bir şey mi olmuştur? Basitçe ayağı kırılmış bir sandalyeye, hala “sandalye” demek ne derece mümkündür? İdeolojik olarak böyle deriz. Halbuki sandalye artık işlevini yerine getiremediğinden, bir sandalye değildir. Sandalyeye benzeyebilir, hatta bir zamanlar gerçekten sandalye olmuştur, fakat artık o başka bir şeye dönüşmüş; anlam ise “asılı” kalmıştır. Bu yüzden artık o şeyi ifade edemez, tam ve doğru değildir; sahtedir.

Göstermesi gereken şeyi, gizlemektedir.

“Kimsenin olmayan hayatlar”, “kimsenin olmayan binalar” ve “kimsenin olmayan fotoğraflar” arasında kurmaya çalıştığım müzakere, Deleuzian anlamda, “bir savaşa mı, yoksa bir barışa mı ait olduğu asla kestirilemeyecek” olan müzakerenin imkansızlığını çağrıştırır.

Niyet, bir dizi tasniflenmemiş veriyi yan yana getirerek kentin yarattığı suçluluk hissinden kurtulmak değil. Onun uğursuz tarihinde asılı kalan ruhları çağırmak suretiyle, bilinçdışına olanak vermek. A-normları karşı karşıya bırakarak, bastırılanın kuşku yoluyla açığa çıkmasını sağlamaktır.

Bu bağlamda Issız Kent Üçlemesi, kente dair tarihsel suçların tolere edildiği ve belli sorunlara çözüm öneren bir araç olmaktan ziyade, travmayı hafifletmekten ziyade, suçun ve sorunun ta kendisi olarak ortada kalsın istiyorum.


Mayıs.2013 / Beyoğlu

24 Kasım 2013 Pazar

22 Kasım 2013 Cuma

DIVERÇITY / Learning From İstanbul - WARSAW

Bazı dökümantasyon erkenden gelir, bazıları geç, bazıları daha geç, bazıları hiç... 2010'da Kaja Pawelek ve Serra Özhan küratörlüğünde (Centre For Contemporary Art Ujazdowski Castle) Varşova'da gerçekleşen "DIVERÇITY - Learning From İstanbul" sergisine ait yazılı ve görsel dökümantasyonun tümü bir anda düşünce inboxuma, kendi işlerimle ilgili bir kısım görseli burada arşivlemek istedim. Zira o efsane sergiden, olağanüstü ekip çalışmasından ve Ujazdowski şatosundan pek azı kalmıştı elimde, sevindim.   




Fotoroman - 2010
site-specific installation
100X100 cm lightbox (14 pieces)




Mama Deniz - 2010
5 channel video installation




Osep Minasoğlu Recalls - 2008
Video / Total: 126.04 min.

...




DIVERÇITY. LEARNING FROM ISTANBUL
video, installations, photography

Artists: Can Altay, Didem Özbek, Osman Bozkurt, Ergin Çavuşoğlu, Orhan Esen, Deniz Gül, Emre Hüner, Ceren Oykut, Bas Princen, Tayfun Serttaş, Ali Taptık, Solmaz Shahbazi

Exhibition opening: 17.09.2010, 6 pm
On view through 07.11.2010
Curators: Kaja Pawełek, Serra Özhan
Exhibition Design: Jakub Szczęsny / Centrala Designer's Task Force
Gallery 1

The exhibition Diverçity. Learning from Istanbul takes the city as a resource of fictive narratives, private (hi)stories, dreams and desires, still in the process of recreations, and speculations. Here, poliphony and fragmentation make one unable to grasp the city in a fixed formula, because, as the exhibiton claims, urban and architectural potential is continuously re-constructed by negotiations, by individually-organized temporary systems, by the local adaptations and phenomena of the everyday practices in which innumerous strategies of survival (mostly considered as informal) are created.

Beyond any strict urban planning or architectural perspectives, the intension was more to give voice to the inner and more personal artists’ observations and intuitions. What results are the tiny pieces of reality and fiction, recognized, combined, transformed and retold.

Fictive narrations, based upon a long tradition of story telling allow to reveal different, often marginal or hidden, images and voices. That is why a lot of diverse voices can be heard – those of monologues of the inhabitants of a collapsed city district; dialogues of the people brought by daily coincidence to the microcosm of a small grocery; girl questioning and playing with the new rituals of consumerism; photographer’s testimony, who recalls desire of self-staging.

Small gestures and rituals can generate distinctive city locations, which contribute to the vast mechanism of the city, like informal ‘republics’, characterised by alternative visual or performative codes. They create its intensity on the very street level, in the form of spectacle of everyday life shortcuts, ad hoc relations, and coincidential occurences like quotidien performances.

Contemporary city speeds up, so that the historical architectural layer of the past, taken for granted, becomes somehow a materialized phantom. It returns however, in the internal, individual encounters, memories and phantasies. If we go beyond the economy-based categories such as growth, expansion, or modernisation, what images and stories could be revealed when one imagines the city’s future – and its future inhabitants? The horizon ahead seems less and less predictable, balancing between rising hopes and dystopian disillusions, and the future begins imperceptibly now and can go beyond with our imagination. For some of the artists ‘Imagined now’ goes thousand years ahead in the drawing projections or is documented in the images of the city’s outskirts, where the city expands its borders and changes its shape, shifting from the mass scale to micro scale.

The exhibition spatial setting by Kuba Szczęsny sets areas of high density and open space, by aiming to condense the relations between the art works and the public and to create separated and fragmented intimate perspectives. It suggests chaos resulting from the meeting of different ways of organizing the city, in which the former rules of development are being erased by the new established ones. The effect is intended to be a structure which makes the viewer engage in the search of one’s logic of visiting or rather winding through the rooms. In this context both the space and public would experiment with this potentiality, listen and hear what is hidden behind. Same as the city itself the exhibition can beperformed in that sense. It will be an exhaustingly nice walk through the districts of a foreign city.

KAJA PAWEŁEK & SERRA ÖZHAN

19 Kasım 2013 Salı

taurus


pek yakında.. / Georgiades Biraderler

....................


Örneğin Georgiades Biraderlerin Beyoğlu’nun farklı mahallelerine dağılan binaları, bütün bir mesleki kariyerlerini gözler önüne serer nitelikteydi. Uzun süre farklı binalarda Dimitrios Georgiades "D.GEORGIADES" ve Stefanos Georgiades "S.GEORGIADES" olarak ayrı ayrı okuduğum bu iki mimar arasında, soyadı benzerliğinden başka bir yakınlık olduğuna ilişkin hiç kanıtım yoktu. Ta ki alan araştırmam, Galata bölgesinde yoğunlaşana kadar.

Dimitrios ve Stefanos Georgiades’i farklı binalarda keşfettikten bir sene kadar sonra, Meşrutiyet Caddesi’nin girişindeki bir binada bazı harfleri kısmen silinmiş olarak ilk kez "GEORGIADES FRERES ARCHITECTES(Georgiades kardeşler) imzalı bir mimar yazıtına rastlayacaktım. Bu yazıtta isimlerinin baş harfine yer verilmeyen mimarlar, kardeş olarak yalnızca soy isimleri ile anılıyordu. Eğer burada bahsi geçen Georgiades biraderler, bugüne değin birbirlerinden bağımsız olarak farklı binalarında okuduğum Georgiades’ler ise, ilk kez bir binaya kolektif olarak imza atmışlardı ve onlar erkek kardeşti.

Çok geçmeden, dört hafta kadar sonra bu kez Okçu Musa Caddesi’nin girişinde Frej Apartmanının yan komşusu olan Abuaf Apartmanı’nda “DEMus ct STEno GEORGIADES ARCHITECTES” imzalı bir mimar yazıtı ile karşılacaktım. Bu bir mucizeydi! Bu son ipucu, bir önceki yazıtta bahsi geçen isimsiz biraderlerin ve daha önce birbirinden bağımsız olarak belgediğim D.Georgiades ve S.Georgiades’lerin aynı kişi ve kardeş olduklarını kanıtlıyordu.

Mesleki kariyerlerinin doruk noktasını teşkil ettiği her halinden belli olan Abuaf Apartmanın’da, Georgiades’ler üzerindeki sır perdesi tamamen kalkıyordu. Nihayetinde şirketleşmişler ve en çarpıcı eserlerini, üzerinde her iki kardeşinde ismine yer verilen yeni kurumsal kimlikleriyle imzalamışlardı. Günümüzde bir tanesi Tarlabaşı yıkım bölgesinde olmak üzere, yapıları Cihangir, Tophane ve Galata çevresine dağılan bütün Georgiades’ler, aynı aileden dünyaya gelen iki kardeşti.  

Bir kentin mimari şiflerini çözmenin - ipuçlarını bağlamanın - bundan daha heyecan verici bir yöntemi olamazdı; tanıklık ederek bilmek. O gün mutluluktan kilometrelerce daha yürüdüm, ve izledim...        

....................

(devamı pek yakında)



Dimitrios Georgiades'e ait mimar yazıtı (Tarlabaşı)


Stefanos Georgiades'e ait mimar yazıtı (Cihangir)


Georgiades'lerin kardeş (freres) olduğunu kanıtlayan mimar yazıtı (Kuledibi)


Dimitrios ve Stefanos Georgiades'in isimleriyle anıldığı mimar yazıtı (Kuledibi)

17 Kasım 2013 Pazar

12 Kasım 2013 Salı

Cemetery of Architects



....



....



"Cemetery of Architects" / 3D installation proposal