26 Eylül 2011 Pazartesi

Studio Osep@3rd Thessaloniki Biennale

The 3rd Thessaloniki Biennale
18th September - 18th December, Thessaloniki

“A ROCK AND A HARD PLACE”
Curators: Paolo Colombo, Mahita El Bacha Urieta, Marina Fokidis

More information about The 3rd Thessaloniki Biennale, click here





















25 Eylül 2011 Pazar

Kadın katliamı olmuş, önemli mi?

Vaktiyle samimiyetlerini sorgulamaya gerek dahi görmeden bağrımıza bastıklarımız, bugün kalkmış bizim samimiyetlerimizi sorluyor. Üzülmek, samimiyetsizlik. Siirt'de kadın katliamı yaşandı. Bir araba dolusu genç kadının bedenleri roketlerle parçalandı, can çekişen bedenleri üzerine kurşunlar yağdırıldı. 4'ü olay yerinde öldü, 2'si hala ameliyat masalarında ölüm kalım mücadelesi veriyor. Yanlış mı görük? Kadın değil miydi onlar, yoksa onlarıda mı devlet öldürdü, her zamanki gibi medya da bizi kandırdı mı? Boşuna mı kahrolduk yine?

Böyle bir ortamda ben öncelikle olayın üzerinden günler geçmesine karşın sindikleri köşerinde sus pus bekleyenlerin samimiyetlerini sorgulamak isterim o halde. An itibarı ile bu ülkenin kadın örgütleri nerede, pek güzide feministerimiz nerede, barış anneleri nerede, en küçük olayda sokakları dolduran allı morlu aktivistlerimiz neredeler acaba? Canlı kalkan olmak için mayınlı arazilere yığılıp üç gün üç gece nöbet beklemekten daha mı zor bazı kadınlarımız için kalkıp buna bir kınama getirebilmek? Şiddetin her türlüsüne DUR diyebilmek, ne zamandan beri bu kadar ZOR?

Bir samimiyet ölçecekseniz eğer, hele ki kadın olarak, önce üzerinde tepindiğiniz kadın cesetlerinin akibetine bir bakmanızı rica ederim, bir kızlık zarı uğruna aşiret sehpalarında koyun gibi boğazlanan genç kızları hatırlamanızı dilerim, mal gibi kilo ile alınıp satılan kadın ticaretinin vurdumduymazlığınız sayesinde ne boyutlara ulaştığını saptayabilmenizi arzularım, bir samimiyet ölçecekseniz eğer, önce Siirt'de yaşanan olayı kınayıp, ondan sonra kalkıp eleştiriye bizzat kendinizle başlamanızı öneririm. Bunu yapamadığınız sürece, ben sizin samimiyetinizden kuşku duymaya dahi gerek görmem artık, canisiniz.

Vakti zamanında bizler eleştirmeye bizzat kendilerimizle başladık, kendimizi asla kutsamadan, kendi içimizdeki adaletsizlikleri ört bas etmeden, kendi rolümüzü mümkün mertebe zayıflatarak, evrensel değerle ters düşmeden, olası tiranlıklara katiyen mahal vermeden, önce kendi bayraklarımızı yakarak, her daim işaret parmaklarımızı kendimize yöneltmeyi tercih ederek yaklaştık bu sürece. Bu açık kart, daima cebimizdeydi. Bugün samimiyet diyenler, bu karttan başlayabilir kendi samimiyetleri üzerine düşünmeye. Çünkü anlıyoruz ki, onlar bizlerin sahip olduğu fırsatların yarısına dahi sahip olsalarmış, bizler onların umrunda olmayacakmışız. Fırsat buldukları noktada, kimse onların umrunda değil. Kadın hakları, biz samimiyetsizlere dair bir fanteziymiş.

23 Eylül 2011 Cuma

Foto Galatasaray / SALT Galata


Açık Arşiv 1
Foto Galatasaray
Araştırmacı/Sanatçı: Tayfun Serttaş
1 Kasım 2011 – 8 Ocak 2012
SALT Galata

Foto Galatasaray projesi, 1935’ten 1985’e kadar Beyoğlu Galatasaray’daki mütevazı stüdyosunda kesintisiz olarak fotoğrafçılık yapan Maryam Şahinyan’ın (1911, Sivas-1996, İstanbul) tüm mesleki arşivinin yeniden görselleştirilmesi üzerine kuruludur. Arşiv, Cumhuriyet sonrası İstanbul’un sosyo-kültürel haritasında gerçekleşen demografik dönüşümler ve tanıklık ettiği tarihsel dönem açısından benzersiz bir envanter olduğu kadar İstanbullu bir kadın stüdyo fotoğrafçısının yarım asırlık mesleki kariyerinin kronolojik bir iz düşümü niteliğindedir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Balkanlardan göç eden bir aileden devraldığı körüklü ahşap fotoğraf makinesi ve 1985’e dek kullanmaya devam ettiği siyah-beyaz tabaka filmlerle Şahinyan, fotoğrafın geçirdiği tüm teknolojik dönüşümlere ve popüler gereksinimlere karşın âdeta zamanı askıya almış, teknik ve estetik prensiplerinde en küçük bir değişiklikliğe gitmeksizin emsalsiz bir görsel bütünlük yaratmıştır.

Foto Galatasaray’ın, tamamı siyah-beyaz negatif ve cam negatiflerden meydana gelen fiziksel arşivi, İstanbul’un yakın dönem klasik fotoğraf stüdyolarından bugüne eksiksiz şekilde ulaşabilmiş en nadir örneklerdendir. 1985’te Şahinyan’ın stüdyoyu devretmesinin ardından el değiştiren arşiv, Aras Yayıncılık’ın sahibi Yetvart Tomasyan’ın deposuna taşınmıştır. 25 yıllık bir bekleyişin ertesinde arşivde yer alan 200 bine yakın negatif, sanatçı/araştırmacı Tayfun Serttaş’ın oluşturduğu bir ekip tarafından iki yıllık bir sürede tasnif, temizlik, sayısallaştırma, sayısal restorasyon ve kategorizasyon aşamalarından geçerek korunmaya alınmıştır.

Foto Galatasaray; Phebus, Andriomenos ya da Sabah gibi 19. yüzyıldan beri tanınan kimi seçkin fotoğraf stüdyoları kadar görünür olmamakla birlikte, stüdyonun sürekliliğini sağlayan orta ve alt sınıfların temsili açısından özel bir konuma sahiptir. Şahinyan’ın kadın, Ermeni ve dindar kimliği üzerinden sıkı sıkıya ilişkilendiği çevresi, diğer tüm İstanbul stüdyolarından farklı olarak Foto Galatasaray’ın daimi müşteri portfoyünün sosyolojik zeminini belirler. Dört adet abartısız vesikalık dışında kendisine ait neredeyse hiç fotoğrafı bulunamayan Şahinyan, yaşamı boyunca fotoğraf makinesinin ardında kalarak her biri dikkat isteyen yüz binlerce fotoğraf çekip rötuşlamış, banyo ettiği tüm filmleri dikkatle numaralandırarak tarihlendirmişti. Yarım asırlık bir zaman dilimi içerisinde verdiği bu hizmet ile kent merkezindeki etnik, sosyal, kültürel, dinsel ve ekonomik dönüşümün tarafsız bir izleğini sürmüştü.

Öznelerinin itinayla hazırlandıkları önemli merasimleri birer anı nesnesine dönüştüren fotoğraflardan sıradan vesikalıklara uzanan değişik içerikteki mizansenler, kültürel temsiliyet ihtiyacının yakın dönemin gündelik yaşam döngüsü içerisinde ne denli büyük anlamlar ifade ettiğinin kanıtıdır. 1942 Varlık Vergisi’nden 1974 Kıbrıs Savaşı’na farklı siyasal dönemleri içeren arşiv, kronolojiyle ters orantılı olarak İstanbul’da Rum, Yahudi ve Ermeni toplumları seyrelirken Anadolu’dan yeni göç edenlerin çoğalmasına; giyim kuşam, aksesuvar ve saç modeli değişikliklerinden kent hayatındaki sınıfsal ve demografik yapıların dönüşümüne, şehre adaptasyon sürecinin kuşaklar arasında yol açtığı farklılaşmadan toplumsal cinsiyet normlarının fotoğrafa yansıyan prototiplerine ve elbette bir kadın fotoğrafçı olarak Şahinyan’ın estetik alışkanlıklarına kadar farklı ilgilere açıktır.

Tayfun Serttaş’ın bilimsellik, merak ve rastlantısallığı bir araya getiren tutkulu araştırmacılığı, Yetvart Tomasyan’ın Foto Galatasaray’a dair anıları ve araştırma sürecine katılan asistanların projeye ilişkin hikâyelerini anlatan videolarla birlikte sunulan sergide, Serttaş tarafından hazırlanan enstelasyon binlerce imgeyi bir anlatı ve bir görme biçimine çevirecek.

Proje kapsamında ayrıca, Aras Yayıncılık tarafından, Serttaş’ın editörlüğünde hazırlanan kapsamlı bir kitap yayımlanacak. Öte yandan arşiv, 2012’de online olarak kamusal katılıma açılacak ve Foto Galatasaray stüdyosunda fotoğraf çektirmiş on binlerce kişinin kimliklendirilmesi sürecine geçilecek.

Açık Arşiv Hakkında

Bir Açık Arşiv projesi olarak Maryam Şahinyan’ın fotoğrafları üzerinden yeni bir yakın tarih okumasına olanak tanıyan Foto Galatasaray, tarihsel kesintilerle derinden etkilenen toplumsal hafızaya ilişkin kural koyucu saptamalar üzerine eleştirel bir yaklaşım geliştirmeyi amaçlamaktadır.

SALT Araştırma’nın seçilmiş projeleri, SALT Galata’da bu konuya adanmış olan Açık Arşiv mekânında sergilenerek yorumlanmaya açılmaktadır. sergisi ile başlayan Açık Arşiv projesi, arşiv, demokrasi ve şeffaflık arasındaki muhtemel ilişkiyi irdeler ve arşiv olgusunun son yıllarda internet teknolojileriyle birlikte dağıtık ağlar üzerinde, katılımla zenginleşen ve çoklu kullanım sayesinde sürekli geliştirilen bir olguya dönüştüğü fikrini vurgular.

SALT, sürdürdüğü projeleri tartışmanın seyrine bırakarak arşivin hiçbir zaman tamamlanmayacak bir olgu olduğunu kabul eder ve ancak kullanıcıyla kesişim noktasında değer kazanabileceğini varsayar.



Open Archive 1
Foto Galatasaray
Researcher/Artist: Tayfun Serttaş
November 01, 2011 – January 08, 2012
SALT Galata

The Foto Galatasaray project is based on the re-visualization of the complete professional archive of Maryam Şahinyan (Sivas, 1911 – İstanbul, 1996), who worked as a photographer at her modest studio in Galatasaray, Beyoğlu uninterruptedly from 1935 until 1985. The archive is a unique inventory of the demographic transformations occurring on the socio-cultural map of İstanbul after the declaration of the Republic and the historical period it witnessed; it is also a chronological record of a female İstanbulite studio photographer’s professional career. Armed with the wooden bellows camera she took over from a family that immigrated from the Balkans in the aftermath of the First World War and the black-and-white sheet film she continued to use until 1985, Şahinyan, in a sense, arrested time – both against the technological advancements photography was experiencing and contemporary trends. In the end, she created an unparalleled visual coherence without compromising her technical and aesthetic principles.

Consisting entirely of black-and-white and glass negatives, the physical archive of Foto Galatasaray is a rare surviving example of the classical photography studios of İstanbul’s recent past. Changing hands after Şahinyan left the studio in 1985, the archive was transferred to a storehouse belonging to Yetvart Tomasyan, owner of Aras Publishing. Twenty-five years later, approximately 200,000 negatives in the archive were, over the course of two years, sorted, cleaned, digitized, digitally restored, categorized and protected by a team under the direction of artist/researcher Tayfun Serttaş.

Foto Galatasaray was never as visible as some of the elite photography studios, famous since the 19th century, like Phebus, Andriomenos or Sabah. Nonetheless, it played an important role in representing the middle and lower classes that ensured the continuity of the studio. Şahinyan was a devout Armenian woman, and her identity created a closely-knit circle that determined the sociological basis of Foto Galatasaray’s clientele, setting it apart from İstanbul’s other studios. Except for four understated passport photos, no photographs exist of Şahinyan herself, who throughout her life remained behind the camera, scrupulously taking hundreds of thousands of photographs, retouching them, and painstakingly numbering and dating each film she developed. Spanning half a century, her work impartially traces the ethnic, social, cultural, religious and economic transformations taking place at the center of the city.

From ordinary passport photos to photographs that turn important ceremonies, for which the subjects prepared with great care, into memorabilia, Foto Galatasaray’s mise-en-scènes offer proof that the need for cultural representation within the rush of daily life has in recent decades been of great importance. The archive covers various political periods, from the 1942 imposition of Turkey’s Capital tax to the war against Cyprus in 1974. It also reflects a wide range of interests including the decrease in İstanbul’s Greek, Jewish and Armenian populations as immigration from Anatolia increased; changes in dress, accessories and hair styles; the transformation of class and demographic structures in urban life; differences between generations created by adaptation to the city; prototypes of gender; and, naturally, the aesthetic preferences of Şahinyan as a female photographer.

Presenting Tayfun Serttaş’s passionate research, which with a scientific approach brings together curiosity, coincidence, Yetvart Tomasyan’s memories of Foto Galatasaray and the stories of research assistants, the exhibition also features an installation by Serttaş that will turn thousands of images into a narrative and way of seeing.

In the context of the project, Aras Publishing will publish a comprehensive book edited by Serttaş. The archive itself will be open to online public participation in 2012, when the tens of thousands of people photographed at Foto Galatasaray may be identified.

About Open Archive


As an Open Archive project, Foto Galatasaray makes new readings of recent history possible through the examination of Maryam Şahinyan’s photographs. It aims to develop a critical approach to preconceived ideas around social memory deeply marred by historical discontinuities.

The selected projects of SALT Research are exhibited and presented for interpretation in Açık Arşiv [Open Archive], located at SALT Galata and dedicated specifically to this subject. Starting with Foto Galatasaray, the Open Archive project explores possible relationships between archives, democracy and transparency. SALT supports the notion that archives can be revolutionized on distributed networks and with the participation of a multitude of users. The archive is never "complete" and is of value only when offered for public use.

19 Eylül 2011 Pazartesi

İstanbul-Atina-Selanik hattında sanat / Alin Taşçıyan

Yunanistan’ın ünlü galerisi Kalfayan’dan İstanbul’a, aynı anda birçok işi sergilenen Tayfun Serttaş’ın atölyesine konuk olduk. Öyle projeleri var ki bir an önce görmek isteyeceksiniz.

Tayfun Serttaş’ı tutun tutabilirseniz bu aralar! Yunanistan’ın ünlü galerisi Kalfayan’ın Atina şubesindeki Remap3 sergisi kapsamında Öteki, Öteki ve Sonrası, Selanik Bienali’nde ise Studio Osep’in sergilenme haberi, tam da İstanbullu Rumlara mülkleri üzerindeki haklar geri verildiği sırada geldi! ArtBeat ‘te ve ArtSümer’in Karaköy’deki yeni mekanının açılış sergisi Sıfır Noktası’nda da işleri sergileniyor. Kasım’da SALT Galata ve Contemporary İstanbul’u iple çekmemizi sağlayacak projeler hazırlıyor.

Söyleşi yapmak için atölyesine gittiğimde devasa projesinin kılı kırk yaran çalışma sürecine tanık oldum. İstanbul’un ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı Maryam Şahinyan’ın arşivini temizleyerek dijitalize ediyor! SALT Galata’nın Açık Arşivi’nin açılış projesi; Foto Galatasaray... Antropoloji öğrenimi gören, lisans çalışmaları sırasında azınlıklar üzerine çalışan Serttaş özellikle Cumhuriyet sonrası stüdyo fotoğraflarıyla ilgileniyor. Stüdyo Osep kitabını çıkardığı Aras Yayıncılık, Maryam Şahinyan’ın yaklaşık iki yüz bin fotoğraftan oluşan arşivini ona teslim etmiş. “Şimdi anlıyorum ki 6-7 Eylül’de çok zarar gören mekanlardan biri de stüdyolar. Türkiye’den giderken arşivini yanında götüren Rumlar var. Kalanların ne yapılabileceği bilinememiş. Kiloyla satılmış sahaflara. Maryam’ın fotoğraflarının yüzde 99’ı kadın! Onun için bir avantaj olmuş kadın olmak. ‘Çok direnmiş olmalı 60 yıl çalışabilmek için’ diye baksak da kadın olduğu için kadınlar ona gitmiş.” SALT Galata’daki Açık Arşiv 1- Foto Galatasaray’ın bir de web sitesi olacak. “Fotoğrafla ilgili bildiğin bütün bilgileri işleyebileceksin. Hiç tükenmeyen bir bilgi bankası...”

Şahinyan’ın fotoğrafları Serttaş’a Contemporary İstanbul kapsamında bir proje gerçekleştirmek için de esin vermiş. 30’lardan 80’lere dek kız çocuklarını kafalarına bir kurdele taktırıp eteklerini iki uçtan tutturarak verdirmiş Şahinyan. Serttaş, iki bin fotoğraftan oluşan Etek Tutan Kızlar’ı ışıklı kutulardan bir kule halinde sergilemek niyetinde!

Kalfayan Galerisi’ndeki ilk Türk

Serttaş’ın Kalfayan Galerisi’nde sergilenecek olan Öteki, Öteki ve Sonrası videosu 2005 tarihli. Çevre hızla mutenalaştığı için bugün artık bir belgesel niteliği de taşıyor: “Ben 36 Beyannamesiyle lisans yıllarımda çalışmaya başladım. Belli yapılar vakıfların elinde. Bir tanesi Kumkapı’daki kilisenin arkasındaki papaz evleri. Bir de Aya Kiryaki Kilisesi’nin arkasında kalan ilkokulu da açabileceklerini söylediler. Derken Tarlabaşı, Tünel ve Galata’daki yapılar... Ben ilk başta çok heykelsi biçimde saptıyorum bu yapıları, hepsi birer anıt sonuçta. Videonun bir bölümünde yemek yapıyorum. Yemekte toplanmanın önemini biliyorum... Çok güzel bir ritüel o. Hem ona gönderme yapmak hem de ironik bir şey... Hayvan organları pişiriyorum. Sonra ortada seremoniyi tamamlayacak kimse olmadığı için de yemekleri evlerin belli noktalarına bırakıyorum. Kediler, sinekler, fareler dahil oluyor yemeğe. Yakın tarihte değerlerin ne kadar bencilce tüketildiğini vurguluyorum.”

Fotoğraf demokratik bir araç


Serttaş’ın kariyerinde iki şey çok ayırt edici; azınlıklar ve fotoğraf. Azınlıklar üzerine çalışınca Ermeniler sayıca çoğunluk olarak öne çıkıyor ama hayatındaki rastlantıların da payı var elbette. Kendini de birçok açıdan azınlıkta buluyor. Bir de stüdyo fotoğraflarına meraklı...

“Fotoğrafa ilgim çok demokratik bir araç olduğundan herkese ulaşabiliyor. Herkes hayatında bir portre (resim) yaptıramayabilir ama herkes bir portre fotoğrafı çektirebilir çünkü ucuz. Kültürel temsiliyet dediğimiz meseleyi çok iyi yansıtıyor, herkes neyi varsa sergiliyor çünkü. Çok da korkunç bir baskı var bu fotoğrafların üstünde, nostalji deyip bir kenara atılıyor. Nostalji değil, aynı zamanda çok politik, çok trajik, çok demografik... Her gördüğümüz eski fotoğrafa oryantalist, nostaljik, egzotik diye bakıyoruz. Stüdyo fotoğrafı kitsch diye damgalanmış bir alan. Fotoğraf sanatı içinde bir mertebesi bile yok. Ben bayılıyorum! Çok stratejik bir kurum fotoğraf stüdyosu, herkes giriyor çıkıyor. Bugün denesen yapamazsın, işleyen bir yapı. Bugün bu konu üzerine yoğunlaşan en büyük merkez, Beyrut’ta bulunan Arab Image Foundation. Onların bireysel İstanbul şubesi gibiyim!”

Batılı değilim ki oryantalist olayım


Doğu Akdeniz ülkelerine odaklı çalışan Serttaş “Ben Arapçayla da çok ilgiliyim. Egzotik bir dil falan değil, geçmişimin parçası. Çok yakın bir tarihe kadar gündelik yaşamda o alfabeyi kullanıyorduk. Batı tarafından kodlanmış önyargılar bunlar. Ben Batılı değilim ki oryantalist olayım! Ben bunun ta kendisiyim” diyerek İstanbul’daki çağdaş sanatçıların çoğunluğundan farklı bir duruş sergiliyor.

Haliyle nerede nasıl büyüdüğünü merak ediyoruz. Ama yanıt umduğumuzdan çok başka!

“Bodrum’da büyüdüm. Bence bir çocuğun seksenlerde büyütülebileceği en tuhaf yer. Hiçbir sorun yok, say ki cennet bahçesi! Bizimkiler İstanbul’dan göç etmişler. Etrafımızda Hollandalı aileler, Amerikalı bir sanatçı, birkaç hippie aile, sürekli yoga yapıp duran Alman Monica, dünyanın en zarif yan flüt duayeni Lon Briet, rahmetli Victor Ananias’ın tarçın kokulu ilk Buğday’ı, biraz ileride Zeki Müren... Bir de Bodrum’un yerli halkı! Onlar da bize yabancılar diyordu. Mübadelede boşaltılmış evlerde oturuyorduk ilk zamanlar. Küçücük, iki katlı bir evdi. 18 yaşından itibaren İstanbul’da yaşamaya başladım. O zaman Türkiye nedir anladım.”

Tayfun Serttaş’ın Ajandası


* 12 Eylül Atina Kalfayan Galerisi Remap3

Öteki, Öteki ve Sonrası, İstanbul’daki azınlık vakıflarına ait binalarda çekilmiş video performans.

* 13 Eylül Art Sümer-Sıfır Noktası
Figurative essays on post-colonialism/Post Kolonyalizm Üzerine Figüratif Denemeler

* 14 Eylül ArtBeat

Wenn Schweine Flügel Hätten/Domuzların kanatları olsaydı

* 18 Eylül Selanik Bienali
Studio Osep, Açık Arşiv/Osep Minasoğlu retrospektif ve biyografik arşivi

* 22 Eylül e-flux project - Pawnshop Thessaloniki

Maturmort: Meta-Data

* 1 Kasım SALT Galata
Açık Arşiv 1-Foto Galatasaray/ Maryam Şahinyan fotoğraf arşivi

* 24 Kasım Contemporary Istanbul Kelebek Koleksiyonu

Maryam Şahinyan’ın 30’lardan 80’lere kadar çektiği iki bin tane etek tutan kız portresinden ışıklı kutular halinde sergilenecek bir seçki.
























Kaynak: Star Gazetesi / Alin Taşçıyan 18 Eylül 2011 Pazar

12 Eylül 2011 Pazartesi

finally!

The Middle East does a full turn in ONE MINUTE!

Figurative essays on post-colonialism / Istanbul - Beirut 2011

coming soon!


The Foto Galatasaray project is a revisualization of the photographer Maryam Şahinyan’s studio archive that was located in Beyoğlu, İstanbul. Taken over a 50 year period, from 1935 to 1985, her photographs now represent a unique and muted register of the extensive shifts in ethnic demographics and socio-economic transformation that took place in İstanbul. Significantly, the Şahinyan archive expresses the progressive documentation of the half-century long career of one of Istanbul’s few female studio photographers.

As one of the rare and genuine photography studio archives in İstanbul Foto Galatasaray consists entirely of black-and-white glass and film negatives. A decade after Şahinyan’s death the archive was taken into the possession of Yetvart Tomasyan the owner of Aras Publishing House that publishes books on Armenian literature and culture. In late 2009 Tayfun Serttaş took over not only the role of cleaning, digitization, digital restoration and categorization of nearly 200,000 images, but also the position of making meaning out of this massive collection of data. The process has been carried out by Serttaş together with a team at SALT, with additional support provided by the Bohen Foundation.

As the inaugural project at SALT Galata's Open Archive, Foto Galatasaray rolls out different readings of 20th century İstanbul. The exhibition aims to stimulate a critical assessment of social memory that is under the sway of historical ruptures and prescriptive approaches.

Aras Publishing House will issue a comprehensive publication edited and in part written by Serttaş. The archive will be open online to the public in 2012 for acquaintances of Şahinyan and her studio to participate in the identification of the sitters.

About Open Archive

Selected projects of SALT Research are presented in exhibitionary formats at SALT Galata's Open Archive. The Open Archive project explores possible relationships between archives, democracy and transparency. SALT supports the notion that archives can be revolutionized on distributed networks and with the participation of a multitude of users. The archive is never "complete" and is of value only when offered to public use.

11 Eylül 2011 Pazar

Tayfun Serttaş: The Other The Other and Beyond: στην Kalfayan Galleries

Στην ατομική έκθεση του Tayfun Serttaş «The Other The Other and Beyond», οι Kalfayan Galleries θα παρουσιάσουν το ομότιτλο …

βίντεο-περφόρμανς του καλλιτέχνη, το οποίο αποτελείται από φιλμικές καταγραφές 30 κτιρίων, που ανήκαν άλλοτε σε μειονότητες της Κωνσταντινούπολης και σήμερα έχουν εγκαταληφθεί. Εκκρεμούν ακόμη δικαστικές μάχες που αφορούν την ιδιοκτησία αυτών των κτιρίων που ανήκαν σε μέλη της ελληνικής, αρμενικής και εβραϊκής κοινότητας της Κωνσταντινούπολης. Διασκορπισμένα σε διάφορα ιστορικά κέντρα της Πόλης, με χαρακτηριστικές γλυπτικές προσόψεις, κατέχουν μία ιδιαίτερη θέση στη συλλογική αστική μνήμη, παρά το γεγονός ότι δεν είναι πια σε χρήση.

Παράλληλα με τις εικόνες αυτών των κτιρίων ο θεατής παρακολουθεί αποσπάσματα από μία περφόμανς του καλλιτέχνη με αλληγορικές αναφορές στην παραδοσιακή μαγειρική και σε τελετουργικά μαγειρέματος της Τουρκίας. Όπως παρατηρεί ο καλλιτέχνης:

«Η αλληγορία, ως οπτική και λογοτεχνική μέθοδος, βασίζεται στην αναπαράσταση καταστάσεων, προσώπων και αντικειμένων με διάφορες μορφές μέσα από την μυθιστορηματική αφήγηση. Η βασική διαφορά της αλληγορικής αφήγησης από άλλου τύπου αφηγήσεις είναι ότι η πρώτη είναι αυτοαναφορική και μάλιστα με τον πιο έμμεσο τρόπο δημιουργώντας νοηματικές αλληλουχίες έξω από την ιστορία την οποία διαπραγματεύεται. Και στις περιπτώσεις όπου είναι αδύνατη η άμεση διήγηση , έρχεται η αλληγορία όχι απλά σαν μία εικαστική επιλογή αλλά ως αναγκαίος μηχανισμός».

«Το έργο “The Other The Other and Beyond” (2005) αποτελεί ένα είδος αποκρυπτογράφησης, η οποία βασίζεται σε λεπτομέρειες της δικής μου ιστορίας και την οποία αφιερώνω σε όλες τις προσωπικές ιστορίες. Ανήκει στην προβολή του προσωπικού μου αγώνα ενάντια στην αντιθετική αλληγορία μιας ιστορικής πραγματικότητας, την οποία, για πολλά χρόνια, μου επιτρεπόταν να αφηγηθώ μόνο αλληγορικά.»

Ο εικαστικός, συγγραφέας και ερευνητής Tayfun Serttaş (γεν. 1982, Τουρκία) ζει και εργάζεται στην Κωνσταντινούπολη και το Μποντρούμ. Το πολύπλευρο εικαστικό του έργο βασίζεται στην έννοια της εγκατάστασης ως εικαστική φόρμα μέσα από τη χρήση ποικίλλων εκφραστικών μέσων (ready-mades, αντικείμενα, γλυπτική, βίντεο, φωτογραφία, artist’s books, ζωγραφική). Ο καλλιτέχνης διαπραγματεύεται την εκάστοτε θεματολογία βασιζόμενος σε εκτενή έρευνα γραπτών και άλλων πηγών. Σπούδασε Κοινωνική Ανθρωπολογία στο Πανεπιστήμιο της Κωνσταντινούπολης (Η πτυχιακή του το 2004 είχε θέμα την ‘Αστική Ανθρωπολογία’). Το 2007 ολοκλήρωσε τις μεταπτυχιακές σπουδές του στο Yildiz Technical Univercity (Θέμα: ‘Η Φωτογραφία και οι Μειονότητες στην Κωνσταντινούπολη σε σχέση με τον Μοντερνισμό και την Πολιτιστική Αναπαράσταση’).

Έχει παρουσιάσει το έργο του σε ατομικές και ομαδικές εκθέσεις και από το 2000 έως σήμερα έχει λάβει μέρος σε πλήθος ακαδημαϊκών προγραμμάτων, εντός και εκτός των συνόρων της Τουρκίας. Μεταξύ των θεμάτων με τα οποία ασχολείται είναι και τα ακόλουθα: αστική ανθρωπολογία, κοινωνικό φύλο, πολιτιστική κληρονομιά, κριτική της αστικής κοινωνίας, κοινωνιολογία της καθημερινής ζωής, πορνεία, μειονότητες, αστικός μετασχηματισμός, μετανάστευση, κοινωνικο-πολιτικές στρατηγικές και μικρο-πολιτική.

Συμμετοχή σε προγράμματα residency: AIF Residency Program, Arab Image Foundation (2011, Βηρυτός , Λίβανος); Accented Residency Program, The Delfina Foundation (2010, Λονδίνο, Αγγλία); Istanbul Artist Residency Program, Platform Garanti Contemporary Art Center (2009, Κωνσταντινούπολη, Τουρκία). To 2011 έργα του καλλιτέχνη θα παρουσιαστούν στην 3η Μπιενάλε Σύγχρονης Τέχνης της Θεσσαλονίκης και στην ατομική έκθεση του καλλιτέχνη που διοργανώνουν οι Kalfayan Galleries στα πλαίσια του ReMap3.

Info

Τοποθεσία: Kalfayan Galleries, Λεωνίδου 11 (2), Μεταξουργείο, Αθήνα
Ημερομηνία: Εγκαίνια: Δευτέρα 12/9, ώρα: 17:00.
Διάρκεια: 12/9-30/10/2011
Πληροφορίες: www.kalfayangalleries.com, www.remapkm.org
Τιμές εισιτηρίων: Είσοδος Ελεύθερη