25 Ekim 2012 Perşembe
24 Ekim 2012 Çarşamba
Full Art Prize'ı kim kazanacak? - NTV
Türkiye’nin ilk güncel sanat ödülü Full Art Prize’ın sahibi, 7 Kasım Çarşamba akşamı ödül töreniyle açıklanıyor.
Tayfun Serttaş, Stüdyo Osep
İSTANBUL - Türkiye’de yaşayan, 40 yaş altındaki sanatçıları desteklemek ve cesaretlendirmek amacıyla düzenlenen ve Türkiye’nin ilk güncel sanat ödülü olan Full Art Prize’ın sahibi 7 Kasım’da açıklanıyor. Yaklaşık 300 başvuru arasından, kültür sanat dünyasının saygın isimlerinden oluşan bir jüri tarafından seçilen 13 yarı finalist, Hasköy İplik Fabrikası’nda düzenlenecek bir sergiye katılacak ve 25 bin TL’lik ödüle layık görülen sanatçı, yapılacak törenle sahibini bulacak.
Güncel sanat alanında çalışan sanatçıların keşfedilmesi, toplumun daha geniş kesimleriyle buluşturulması ve uzun vadede üretimlerinin desteklenmelerini amaç edinen FULL Art Prize’ ın ilk senesinin jürisi, kültür sanat dünyasının saygın isimlerinden oluşuyor. Başkanlığını gazeteci ve AICA üyesi, eleştirmen, ArtUnlimited Kültür Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Evrim Altuğ’un üstlendiği, sanatçı Gülsün Karamustafa, SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun, İKSV İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer, Borusan Holding CEO’su Agah Uğur ve AR Şirketler Grubu CEO’su Hüseyin Arslan’dan oluşan jüri, 10 yarı finalist seçmek için yola çıktı, ancak, heyecan verici işler üreten sanatçıların başvurularının yoğunluğu sebebiyle ödül protokolünün dışına çıkarak, 13 sanatçıyı yarı finale bıraktı.
Mayıs ayında, jüri tarafından seçilen yarıfinalistler, her bilgisayardan sadece bir kez oy verilebilen bir sistemle, FAP’ın resmi web sitesi üzerinden oylamaya sunuldu. 7 Kasım Çarşamba gecesi, sadece jürinin seçtiği bir sanatçı 25 bin TL’lik ödülün sahibi olmayacak, aynı zamanda, yaklaşık 2500 internet takipçisi tarafından seçilen bir sanatçı da, 5 bin TL’lik destek ödülünün sahibi olacak.
Full Art Prize yarı finalistlerine başvuru dosyalarında yer alan, daha önce gösteremedikleri, üretemedikleri ya da sadece fikir olarak kalan projelerinin gerçekleştirilebilmesi için birer destek bütçesi verilmesi öngörüldü. Sanatçıların ürettikleri yapıtları, Öykü Özsoy küratörlüğünde gerçekleştirilecek çercevesini “tanıklık etme” fikrinin oluşturduğu bir sergiyle izleyiciyle buluşacak. 7 Kasım’da ödül töreniyle birlikte açılacak olan sergi, 28 Kasım’a dek Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda görülebilecek.
FULL Art Prize kapsamında, güncel sanat belleğine katkıda bulunmak amacıyla bir de kitap hazırlandı. Yarıfinale kalan sanatçıların, son 5 yıla yayılan üretimlerine ve sanatsal pratiklerine ayrıntılı biçimde yer verilen kitapta, Hüseyin Arslan’ın önsözü ve Evrim Altuğ’un metninin yanısıra, Öykü Özsoy, Zeynep Öz, Özge Ersoy ve Azra Tüzünoğlu’nun yarıfinalist sanatçılarla yaptıkları söyleşiler de bulunmakta. Aslı Altay’ın(FAİ) özel tasarımıyla şekillenen kitabın sürprizlerinden biri de, Teri Erbeş’in çektiği sanatçı portreleri.
2012 FULL Art Prize Yarı Finalist Sanatçıları:
• Alper Aydın
• Aslı Çavuşoğlu
• Burak Delier
• Elmas Deniz
• Işıl Eğrikavuk
• Özgür Erkök
• Mehmet Fahracı
• Zeren Göktan
• Borga Kantürk
• Tayfun Serttaş
• Serkan Taycan
• Cengiz Tekin
• Gözde Türkkan
• Alper Aydın
• Aslı Çavuşoğlu
• Burak Delier
• Elmas Deniz
• Işıl Eğrikavuk
• Özgür Erkök
• Mehmet Fahracı
• Zeren Göktan
• Borga Kantürk
• Tayfun Serttaş
• Serkan Taycan
• Cengiz Tekin
• Gözde Türkkan
Full Art Prize'ı kim kazanacak? - NTV Kültür Sanat
First Full Art Prize to be announced / Hürriyet Daily News
The Full Art Prize, which aims to open new pathways for young artists under the age of 40, will announce this year’s winner Nov. 7.
Supported by AR Company Group, the prize carries with it a monetary award of 25,000 Turkish Liras. The jury consists of art collectors, curators, art critics, artists and art directors, including critic Evrim Altuğ, artist Gülsün Karamustafa, director of Biennial Bige Örer, curator and director of SALT contemporary art venue Vasıf Kortun and CEO of Borusan Agah Uğur. In the final stages of the competition, a total of 10 finalists will compete to win the big prize. Pilot Contemporary Art Gallery has partnered with the competition to showcase finalists’ work. Thirteen semi-finalists were selected out of some 300 applications. Works from the semi-finalists can be voted on by the public through the website fullartprize.org. The semi-finalists include Alper Aydın, Aslı Çavuşoğlu, Burak Delier, Elmas Deniz, Işıl Eğrikavuk, Özgür Erkök, Mehmet Fahracı, Zeren Göktan, Borga Kantürk, Tayfun Serttaş, Cengiz Tekin, Serkan Taycan and Gözde Türkkan.
Among 300 people and 13 semi finalists the gala night will announce the winner at Hasköy Yarn Factor with a ceremony. The prize committee also prepared a book to contribute the collective memory of Turkish contemporary art scene. The book presents a large amount of content on the 13 semi-finalists’ five years works. There are writings from Evrim Altuğ, Öykü Özsoy, Zeynep Öz, Özge Ersoy and Azra Tüzünoğlu.
First Full Art Prize to be announced / Hürriyet Daily News - October/23/2012
Supported by AR Company Group, the prize carries with it a monetary award of 25,000 Turkish Liras. The jury consists of art collectors, curators, art critics, artists and art directors, including critic Evrim Altuğ, artist Gülsün Karamustafa, director of Biennial Bige Örer, curator and director of SALT contemporary art venue Vasıf Kortun and CEO of Borusan Agah Uğur. In the final stages of the competition, a total of 10 finalists will compete to win the big prize. Pilot Contemporary Art Gallery has partnered with the competition to showcase finalists’ work. Thirteen semi-finalists were selected out of some 300 applications. Works from the semi-finalists can be voted on by the public through the website fullartprize.org. The semi-finalists include Alper Aydın, Aslı Çavuşoğlu, Burak Delier, Elmas Deniz, Işıl Eğrikavuk, Özgür Erkök, Mehmet Fahracı, Zeren Göktan, Borga Kantürk, Tayfun Serttaş, Cengiz Tekin, Serkan Taycan and Gözde Türkkan.
Among 300 people and 13 semi finalists the gala night will announce the winner at Hasköy Yarn Factor with a ceremony. The prize committee also prepared a book to contribute the collective memory of Turkish contemporary art scene. The book presents a large amount of content on the 13 semi-finalists’ five years works. There are writings from Evrim Altuğ, Öykü Özsoy, Zeynep Öz, Özge Ersoy and Azra Tüzünoğlu.
First Full Art Prize to be announced / Hürriyet Daily News - October/23/2012
23 Ekim 2012 Salı
TAYFUN SERTTAŞ@PİLEVNELİ PROJECT
TAYFUN SERTTAŞ@PİLEVNELİ PROJECT
"BAZAN"
23 KASIM - 15 ARALIK 2012
Teşvikiye Caddesi, Teşvikiye Palas No: 23 Kat: 6 Nişantaşı, 34365 İstanbul
15 Ekim 2012 Pazartesi
Çağdaş sanatın 'ilk 11'i Paris sahasında - Elçin Yahşi / SABAH
Çağdaş sanatın 'ilk 11'i Paris sahasında
Moda dünyasının en önemli markalarından biri olan Louis Vuitton'un çağdaş sanata verdiği önem malum. Paris'teki sanat merkezi Espace Culturel Louis Vuitton'da, Türk çağdaş sanatçılarının seçme işleri Avrupalı sanatseverlerle buluşuyor.
Elçin Yahşi
9 Ekim Salı gecesi, Champs-Elysee'deki Louis Vuitton mağazasının girişinde koca bir kalabalık. Nilüfer Göle, Serra Yılmaz, Leyla Alaton, Begüm Şen, Arzu Sabancı, Demet Sabancı Çetindoğan gibi birçok isim, Fransız sanatseverlerle birlikte bir sergi açılışına katılmak için orada. Serginin adı 'Yolculuklar: Günümüz Türkiye'sinde Gezintiye Çıkmak'. Moda dünyasının tartışılmaz konumdaki lüks markalarından Louis Vuitton, özellikle son yıllarda sanata verdiği önemle de öne çıkıyor. Takashi Murakami, Yayoi Kusama gibi önemli sanatçılarla işbirliği yapmanın yanı sıra dünyanın çeşitli noktalarında öne çıkan sanatçıları Avrupa'ya tanıtıyor. Sanat merkezi Espace Culturel Louis Vuitton, geçen yıl düzenlediği Endonezya sergisinin ardından bu yıl dikkatini Türkiye'deki güncel sanat sahnesine yöneltti. Markanın küratörü Herve Mikaeloff'un, Türkiye'de uzun zamandır sürdürdüğü görüşmeler ve incelemeler sonrasında 11 çağdaş sanatçının işleri şu anda Champs - Elysee'de sergileniyor. Sergide Türk çağdaş sanatının bugünkü halini anlatabilmek için mümkün olduğunca farklı kuşaklardan sanatçıların, pek çok farklı disiplinden eserleri seçilmiş. Bu eserlerin büyük çoğunluğu İstanbul izleyicisine yabancı değil. Kimi kısa zaman önce farklı yerlerde sergilenmiş, kimiyse ilk kez burada görücüye çıkıyor. Katıldığımız açılış gecesinde "Avrupa'da artık yeni bir şey yok," cümlesi birkaç yerde çalındı kulağımıza. 10 Ekim'de ziyarete açılan ve 6 Ocak 2013'e kadar devam edecek Yolculuklar sergisi, belki de Avrupa sanat dünyasının aradığı yeniliğin ta kendisidir. Fırsat bulursanız ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Gidemeyenler için de biz sergiyi sayfamıza mümkün olduğunca taşımaya çalıştık.
Canan
(1970 İstanb ul doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sanatçı, sergide bulunan ve Binbir Gece Masalları'nın başka bir adı olan İbretnüma isimli 27 dakikalık video çalışmasında geleneksel sanatlardan yararlanarak kadın olma durumunun hikayesini anlatıyor. Bu içeriden hikaye, sadece kadınların değil, erkeklerin de çok ilgisini çekiyor.
Hale Tenger
(1960 İzmir doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Siyah-beyaz otrişlerin arasından geçilip girilen kapkara odada iki küreden oluşan Strange Fruit (Tuhaf Meyve) isimli çalışmasında sanatçı Hale Tenger uygarlık ve ilerlemenin yan etkisi olarak, dünyayı doğaldan koparan şiddete bakıyor ve ters-yüz olmuş politik bir dünya gösteriyor bize. "Kaybetmekte olduğumuzu kabul etmek istemediğimiz, bizden şefkat bekleyen biricik dünyamız"
Murat Morova
(1954 İstanbul doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Morova'nın isimsiz çalışması, Ankara ve çevresine yapmış olduğu yolculuğun duraklarından biri olan Bayburt ilinin tasviri. Annesi sayesinde çok küçükken tanıştığı minyatür ustası Matrakçı Nasuh'tan etkilenmiş olduğunu gizlemeyen sanatçının bu çalışmasında da minyatür etkileri görülüyor.
Gözde İlkin
(1981 Kütahya doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Kendi deyimiyle yolculuğun 'atık günlüğünü' tutan sanatçı, Geçici Yan Yanalıklar III isimli çalışmasında, başka bir projenin rotası olan Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, İran gezileri boyunca biriktirdiklerini, yolculuğa ilişkin aldığı notlarla birleştirmiş. Birkaç duvara yayılan çalışmasını dikkatle inceleyenler çoktu.
Tayfun Sertaş
(1982 Bodrum doğumlu, İstanbul ve Bodum'da yaşıyor)
1930'lardan itibaren Beyoğlu'ndaki fotoğraf stüdyosu Foto Galatasaray'da İstanbul'un 50 yılına tanıklık eden Maryam Şahinyan'ın arşivinden süzülmüş Kelebek Koleksiyonu isimli çalışmada 200 adet küçük kızın fotoğrafı var. Her bir fotoğraf başka bir hikaye anlatıyor. Tayfun Serttaş'ın Aras Yayıncılık tarafından yayımlanmış Foto Galatasaray isimli kitabında hem bu koleksiyonla, hem de Maryam Şahinyan'ın stüdyosuyla ilgili her türlü bilgi var.
Murat Akag ündüz
(1970 Gölcük doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sergide, Cehennem - Cennet isimli yerleştirmesi bulunuyor. Fırat nehrinin gürül gürül ama tersine akan görüntüsünün yanında, bu coğrafyanın kültürel hafızasının önemli motiflerinden yabanıl kuşların izleyenlere dikili gözleri, herkesi etkiledi.
SİLVA BİNGAZ
(1967 Malatya doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Insider isimli çalışmasında, İstanbul'un çeşitli semtlerine yaptığı yolculuklara ait fotoğraflarını sunuyor. İşlerinin sergilendiği odada en çok duyulan cümlelerden biri "Bunlar İstanbul'da mı çekilmiş? İnanamıyorum!"du.
Ceren Oykut
(1978 İstanbul doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Uyku, Tarlada Yüzenler ve Uçmak isimli çalışmalarının "Şiddete ve travmaya maruz kalmaktan ve tanıklık etmekten bahsettiklerini," söylüyor.
Halil Altındere
(1971 Mardin doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sergideki işi No Man's Land. Kapadokya'da çekilmiş absürt bir filmin afişini andıran çalışması, karanlık bir odada, sinema salonu atmosferinde sunuluyor.
İhsan Oturmak
(1987 Diyarbakır doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sanatçıların en genci, serginin en çok ilgi çeken isimlerindendi. Çünkü hakkında henüz hiçbir şey bilinmiyor. Onunla ilgili en çok duyduğumuz cümle "Kim bu? Kim bu?" oldu. Çok yakında bu sayfalarda, hikayesini okuyacaksınız.
Küratör Herve MIkaeloff
İstanbul'un dönüşümü sergiye yol gösterdi
"Espace Culturel Louis Vuitton, altı yıldan uzun bir süredir dünyanın farklı noktalarından güncel sanata dair üretimlere yer veriyor. İstanbul'da son birkaç yıl içinde birçok kuruluş ve galerinin devreye girmesi, İstanbul Bienali'nin gücü ve önemiyle beraber, şehir dünya güncel sanat alanında vazgeçilmez bir yere konuşlanmış durumda. Doğu ile Batı arasında bir kavşak olmayı sürdüren ve yeniden kozmopolit yapısına kavuşan Türkiye'nin kültür başkenti, 21. yüzyılda toplum üzerine tüm önemli soruların sorulmasını sağlayan kusursuz bir şehirdevlet örneği. İstanbul'un sosyal ve kentsel dönüşümü, sergide yer alan sanatçıların seçiminde düşüncemize eşlik ederek bize yol gösteriyor. Bizler de sanatçılarla yolculuk etmeyi ve artık biraz da bizim olan dünyalarında dolaşmayı arzuladık."
Çağdaş sanatın 'ilk 11'i Paris sahasında - Elçin Yahşi / SABAH - 14.10.2012
Moda dünyasının en önemli markalarından biri olan Louis Vuitton'un çağdaş sanata verdiği önem malum. Paris'teki sanat merkezi Espace Culturel Louis Vuitton'da, Türk çağdaş sanatçılarının seçme işleri Avrupalı sanatseverlerle buluşuyor.
Elçin Yahşi
9 Ekim Salı gecesi, Champs-Elysee'deki Louis Vuitton mağazasının girişinde koca bir kalabalık. Nilüfer Göle, Serra Yılmaz, Leyla Alaton, Begüm Şen, Arzu Sabancı, Demet Sabancı Çetindoğan gibi birçok isim, Fransız sanatseverlerle birlikte bir sergi açılışına katılmak için orada. Serginin adı 'Yolculuklar: Günümüz Türkiye'sinde Gezintiye Çıkmak'. Moda dünyasının tartışılmaz konumdaki lüks markalarından Louis Vuitton, özellikle son yıllarda sanata verdiği önemle de öne çıkıyor. Takashi Murakami, Yayoi Kusama gibi önemli sanatçılarla işbirliği yapmanın yanı sıra dünyanın çeşitli noktalarında öne çıkan sanatçıları Avrupa'ya tanıtıyor. Sanat merkezi Espace Culturel Louis Vuitton, geçen yıl düzenlediği Endonezya sergisinin ardından bu yıl dikkatini Türkiye'deki güncel sanat sahnesine yöneltti. Markanın küratörü Herve Mikaeloff'un, Türkiye'de uzun zamandır sürdürdüğü görüşmeler ve incelemeler sonrasında 11 çağdaş sanatçının işleri şu anda Champs - Elysee'de sergileniyor. Sergide Türk çağdaş sanatının bugünkü halini anlatabilmek için mümkün olduğunca farklı kuşaklardan sanatçıların, pek çok farklı disiplinden eserleri seçilmiş. Bu eserlerin büyük çoğunluğu İstanbul izleyicisine yabancı değil. Kimi kısa zaman önce farklı yerlerde sergilenmiş, kimiyse ilk kez burada görücüye çıkıyor. Katıldığımız açılış gecesinde "Avrupa'da artık yeni bir şey yok," cümlesi birkaç yerde çalındı kulağımıza. 10 Ekim'de ziyarete açılan ve 6 Ocak 2013'e kadar devam edecek Yolculuklar sergisi, belki de Avrupa sanat dünyasının aradığı yeniliğin ta kendisidir. Fırsat bulursanız ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Gidemeyenler için de biz sergiyi sayfamıza mümkün olduğunca taşımaya çalıştık.
Canan
(1970 İstanb ul doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sanatçı, sergide bulunan ve Binbir Gece Masalları'nın başka bir adı olan İbretnüma isimli 27 dakikalık video çalışmasında geleneksel sanatlardan yararlanarak kadın olma durumunun hikayesini anlatıyor. Bu içeriden hikaye, sadece kadınların değil, erkeklerin de çok ilgisini çekiyor.
Hale Tenger
(1960 İzmir doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Siyah-beyaz otrişlerin arasından geçilip girilen kapkara odada iki küreden oluşan Strange Fruit (Tuhaf Meyve) isimli çalışmasında sanatçı Hale Tenger uygarlık ve ilerlemenin yan etkisi olarak, dünyayı doğaldan koparan şiddete bakıyor ve ters-yüz olmuş politik bir dünya gösteriyor bize. "Kaybetmekte olduğumuzu kabul etmek istemediğimiz, bizden şefkat bekleyen biricik dünyamız"
Murat Morova
(1954 İstanbul doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Morova'nın isimsiz çalışması, Ankara ve çevresine yapmış olduğu yolculuğun duraklarından biri olan Bayburt ilinin tasviri. Annesi sayesinde çok küçükken tanıştığı minyatür ustası Matrakçı Nasuh'tan etkilenmiş olduğunu gizlemeyen sanatçının bu çalışmasında da minyatür etkileri görülüyor.
Gözde İlkin
(1981 Kütahya doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Kendi deyimiyle yolculuğun 'atık günlüğünü' tutan sanatçı, Geçici Yan Yanalıklar III isimli çalışmasında, başka bir projenin rotası olan Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, İran gezileri boyunca biriktirdiklerini, yolculuğa ilişkin aldığı notlarla birleştirmiş. Birkaç duvara yayılan çalışmasını dikkatle inceleyenler çoktu.
Tayfun Sertaş
(1982 Bodrum doğumlu, İstanbul ve Bodum'da yaşıyor)
1930'lardan itibaren Beyoğlu'ndaki fotoğraf stüdyosu Foto Galatasaray'da İstanbul'un 50 yılına tanıklık eden Maryam Şahinyan'ın arşivinden süzülmüş Kelebek Koleksiyonu isimli çalışmada 200 adet küçük kızın fotoğrafı var. Her bir fotoğraf başka bir hikaye anlatıyor. Tayfun Serttaş'ın Aras Yayıncılık tarafından yayımlanmış Foto Galatasaray isimli kitabında hem bu koleksiyonla, hem de Maryam Şahinyan'ın stüdyosuyla ilgili her türlü bilgi var.
Murat Akag ündüz
(1970 Gölcük doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sergide, Cehennem - Cennet isimli yerleştirmesi bulunuyor. Fırat nehrinin gürül gürül ama tersine akan görüntüsünün yanında, bu coğrafyanın kültürel hafızasının önemli motiflerinden yabanıl kuşların izleyenlere dikili gözleri, herkesi etkiledi.
SİLVA BİNGAZ
(1967 Malatya doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Insider isimli çalışmasında, İstanbul'un çeşitli semtlerine yaptığı yolculuklara ait fotoğraflarını sunuyor. İşlerinin sergilendiği odada en çok duyulan cümlelerden biri "Bunlar İstanbul'da mı çekilmiş? İnanamıyorum!"du.
Ceren Oykut
(1978 İstanbul doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Uyku, Tarlada Yüzenler ve Uçmak isimli çalışmalarının "Şiddete ve travmaya maruz kalmaktan ve tanıklık etmekten bahsettiklerini," söylüyor.
Halil Altındere
(1971 Mardin doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sergideki işi No Man's Land. Kapadokya'da çekilmiş absürt bir filmin afişini andıran çalışması, karanlık bir odada, sinema salonu atmosferinde sunuluyor.
İhsan Oturmak
(1987 Diyarbakır doğumlu, İstanbul'da yaşıyor)
Sanatçıların en genci, serginin en çok ilgi çeken isimlerindendi. Çünkü hakkında henüz hiçbir şey bilinmiyor. Onunla ilgili en çok duyduğumuz cümle "Kim bu? Kim bu?" oldu. Çok yakında bu sayfalarda, hikayesini okuyacaksınız.
Küratör Herve MIkaeloff
İstanbul'un dönüşümü sergiye yol gösterdi
"Espace Culturel Louis Vuitton, altı yıldan uzun bir süredir dünyanın farklı noktalarından güncel sanata dair üretimlere yer veriyor. İstanbul'da son birkaç yıl içinde birçok kuruluş ve galerinin devreye girmesi, İstanbul Bienali'nin gücü ve önemiyle beraber, şehir dünya güncel sanat alanında vazgeçilmez bir yere konuşlanmış durumda. Doğu ile Batı arasında bir kavşak olmayı sürdüren ve yeniden kozmopolit yapısına kavuşan Türkiye'nin kültür başkenti, 21. yüzyılda toplum üzerine tüm önemli soruların sorulmasını sağlayan kusursuz bir şehirdevlet örneği. İstanbul'un sosyal ve kentsel dönüşümü, sergide yer alan sanatçıların seçiminde düşüncemize eşlik ederek bize yol gösteriyor. Bizler de sanatçılarla yolculuk etmeyi ve artık biraz da bizim olan dünyalarında dolaşmayı arzuladık."
Çağdaş sanatın 'ilk 11'i Paris sahasında - Elçin Yahşi / SABAH - 14.10.2012
Çağdaş Türk sanatı Paris’te - Çağdaş Ertuna / Milliyet Pazar
Çağdaş Türk sanatı Paris’te
Çağdaş Ertuna
Paris’te önünde kuyruklar olan Louis Vuitton Champs Elysees mağazasının önünde iniyoruz arabadan. Zifiri karanlık bir asansörle, çıt çıkarmadan en üst kattaki Espace Culturel’e çıkıyoruz. Burası Paris’in önemli sanat galerilerinden biri. LVMH Grubu’na ait ama küratöryel bağımsızlığı var.
Asansörün karanlık ve sessiz olmasının nedeni sizi kendinizle başbaşa bırakmak istemesi. Ama bizim kendimizle başbaşa kalacak halimiz yok, çok heyecanlıyız çünkü Espace Culturel’de çağdaş Türk sanatçıların sergisi “Yolculuklar: GünümüzünTürkiye’sinde gezintiye çıkmak“ 9 Ekim itibariyle açıldı.
Şanslıyız, sergiyi küratör Herve Mikaeloff ile birlikte geziyoruz. Bu sergi iki yıllık bir çalışmanın sonucu. Mikaeloff, sık sık İstanbul’a gelmiş, sanatçıların atölyelerini ziyaret etmiş, bütün sergileri takip etmiş ve kendisine ilginç gelen 11 sanatçıyı seçmiş. Türkiye’de bu 11 sanatçının bir araya geleceğini kimse düşünmez. Ama yabancı bir küratör onları bir araya getirmeyi başarmış. Mikaeloff, hem Espace Culturel’in ve sanatla yakından ilgilenen (bkz. Sonsuz Kusama koleksiyonu) Louis Vuitton’un küratörü, hem de bir sanat danışmanı. Dünyanın en önemli koleksiyonerlerinden biri, LVMH Grubu’nun sahibi Bernard Arnault’nun koleksiyonuna nelerin ekleneceğini de Mikaeloff seçiyor.
Şimdi gelelim Mikaeloff’un çağdaş Türk sanatı seçimlerine. Geleneksel ögeleri kullanan eserler de seçmiş, Türkiye’nin çok kültürlülüğünü de vurgulamış. Sırayla sergide yer alan sanatçılardan söz edelim. Sergi 6 Ocak’a kadar devam edecek. Yolunuz Paris’e düşerse mutlaka uğrayın, sanatçılarımızla gurur duyacaksınız.
Bu sergi onun eseri sayesinde gerçekleşti
Murat Morova
Hasta olduğu için serginin açılışına katılamayan tek sanatçı. Oysa bu serginin gerçekleşmesindeki en önemli isimlerden biri. Çünkü reçineyle yaptığı bu müthiş resmi gören Mikaeloff ilk görüşte “Bu sergiyi yapmalıyız, bu resim mutlaka sergilenmeli“ demiş ve böylece serginin ilk eseri de seçilmiş. Oryantal ve modern izler taşıyor. Türkiye’nin simgeleri resmedilmiş.
Dünya tersine dönmüş
Hale Tenger
Ceren Oykut
Ceren Oykut modern minyatürler yapıyor. İlk bakışta çok naif görünen resimler aslında çok anlamlı. İpek-Shwan Taha koleksiyonunda yer alan ‘1 Mayıs’ resminde Taksim Meydanı’ndaAKM yok, ama Simit Sarayı var.
Paris’teki Louis Vuitton Champs Elysees mağazasında yer alan sanat merkezi Espace Culturel’de 11 çağdaş Türk sanatçının eserlerinden oluşan “Yolculuklar: Günümüzün Türkiye’sinde Gezintiye Çıkmak” sergisi açıldı. Bakın, 6 Ocak’a kadar devam edecek sergide hangi sanatçılar ve eserler yer alıyor.
Çağdaş Ertuna
Paris’te önünde kuyruklar olan Louis Vuitton Champs Elysees mağazasının önünde iniyoruz arabadan. Zifiri karanlık bir asansörle, çıt çıkarmadan en üst kattaki Espace Culturel’e çıkıyoruz. Burası Paris’in önemli sanat galerilerinden biri. LVMH Grubu’na ait ama küratöryel bağımsızlığı var.
Asansörün karanlık ve sessiz olmasının nedeni sizi kendinizle başbaşa bırakmak istemesi. Ama bizim kendimizle başbaşa kalacak halimiz yok, çok heyecanlıyız çünkü Espace Culturel’de çağdaş Türk sanatçıların sergisi “Yolculuklar: GünümüzünTürkiye’sinde gezintiye çıkmak“ 9 Ekim itibariyle açıldı.
Şanslıyız, sergiyi küratör Herve Mikaeloff ile birlikte geziyoruz. Bu sergi iki yıllık bir çalışmanın sonucu. Mikaeloff, sık sık İstanbul’a gelmiş, sanatçıların atölyelerini ziyaret etmiş, bütün sergileri takip etmiş ve kendisine ilginç gelen 11 sanatçıyı seçmiş. Türkiye’de bu 11 sanatçının bir araya geleceğini kimse düşünmez. Ama yabancı bir küratör onları bir araya getirmeyi başarmış. Mikaeloff, hem Espace Culturel’in ve sanatla yakından ilgilenen (bkz. Sonsuz Kusama koleksiyonu) Louis Vuitton’un küratörü, hem de bir sanat danışmanı. Dünyanın en önemli koleksiyonerlerinden biri, LVMH Grubu’nun sahibi Bernard Arnault’nun koleksiyonuna nelerin ekleneceğini de Mikaeloff seçiyor.
Şimdi gelelim Mikaeloff’un çağdaş Türk sanatı seçimlerine. Geleneksel ögeleri kullanan eserler de seçmiş, Türkiye’nin çok kültürlülüğünü de vurgulamış. Sırayla sergide yer alan sanatçılardan söz edelim. Sergi 6 Ocak’a kadar devam edecek. Yolunuz Paris’e düşerse mutlaka uğrayın, sanatçılarımızla gurur duyacaksınız.
Bu sergi onun eseri sayesinde gerçekleşti
Murat Morova
Hasta olduğu için serginin açılışına katılamayan tek sanatçı. Oysa bu serginin gerçekleşmesindeki en önemli isimlerden biri. Çünkü reçineyle yaptığı bu müthiş resmi gören Mikaeloff ilk görüşte “Bu sergiyi yapmalıyız, bu resim mutlaka sergilenmeli“ demiş ve böylece serginin ilk eseri de seçilmiş. Oryantal ve modern izler taşıyor. Türkiye’nin simgeleri resmedilmiş.
Dünya tersine dönmüş
Hale Tenger
Favori sanatçılarımdan biri. Beyaz peluşlarla simgelenen bulutlar içinden geçerek sanatçının dünyayı uzaydan görme isteği gerçekleştiriliyor. Yıldızlı kubbeden sallandırdığı yerküreleri görüyoruz. Tepetaklak edilmiş ama yazılar ters değil. İşte o yüzden İstanbul batıda değil, doğuda yer alıyor. Müziğiyle, ışığıyla etkileyici bir çalışma.
‘Çöpçüler bile almadı’
Tayfun Serttaş
Tayfun Serttaş’ın Salt’ın açılışında sergilediği dijital ‘Kelebek’ koleksiyonunun basılı halini görüyoruz. Beyoğlu’nda 1935-1985 yıllarında fotoğrafçılık yapan Maryam Şahinyan’ın 50 yıllık arşivinden kareler seçilmiş. “Aile, burjuva hobisi olarak fotoğrafçılığa başlıyor ama sonra geçinmek için çocuklar okulu bırakıp fotoğrafçılık yapmak zorunda kalıyor” diye anlatıyor Serttaş. Maryam Şahinyan 1985’te stüdyosunu iki gence devrediyor, arşivini kendisi de dahil kimse istemiyor. Hatta sokağa atıyorlar ama çok ağır diye çöpçüler bile almıyor. Sonunda bir yayıncı bu 200 bin karelik arşivi alıyor, bir gün belki işine yarar diye. Sergide
200 parçası sergilenen fotoğraflarda kız çocukları süslü elbiseleri ve başlarında kurdeleleriyle neredeyse hep aynı pozu veriyor. “Fotoğraflardaki detaylarda dinsel, ekonomik, sosyolojik kodları okuyabiliyorsunuz” diyor Serttaş. Ardından ‘Modernizme öykünme var çünkü çocuğu fotoğraflamak da modern bir ritüel’ diye ekliyor. Serginin açılışına Şahinyan’ın Paris’te yaşayan kuzenleri de geliyor. Hatta sergiyi izleyenlerden biri kendi çocukluk fotoğrafını buluyor burada. Beni en çok etkileyen eserlerden biri bu oluyor.
Tayfun Serttaş
Tayfun Serttaş’ın Salt’ın açılışında sergilediği dijital ‘Kelebek’ koleksiyonunun basılı halini görüyoruz. Beyoğlu’nda 1935-1985 yıllarında fotoğrafçılık yapan Maryam Şahinyan’ın 50 yıllık arşivinden kareler seçilmiş. “Aile, burjuva hobisi olarak fotoğrafçılığa başlıyor ama sonra geçinmek için çocuklar okulu bırakıp fotoğrafçılık yapmak zorunda kalıyor” diye anlatıyor Serttaş. Maryam Şahinyan 1985’te stüdyosunu iki gence devrediyor, arşivini kendisi de dahil kimse istemiyor. Hatta sokağa atıyorlar ama çok ağır diye çöpçüler bile almıyor. Sonunda bir yayıncı bu 200 bin karelik arşivi alıyor, bir gün belki işine yarar diye. Sergide
200 parçası sergilenen fotoğraflarda kız çocukları süslü elbiseleri ve başlarında kurdeleleriyle neredeyse hep aynı pozu veriyor. “Fotoğraflardaki detaylarda dinsel, ekonomik, sosyolojik kodları okuyabiliyorsunuz” diyor Serttaş. Ardından ‘Modernizme öykünme var çünkü çocuğu fotoğraflamak da modern bir ritüel’ diye ekliyor. Serginin açılışına Şahinyan’ın Paris’te yaşayan kuzenleri de geliyor. Hatta sergiyi izleyenlerden biri kendi çocukluk fotoğrafını buluyor burada. Beni en çok etkileyen eserlerden biri bu oluyor.
27 dakikalık ibret filmi
Canan
Canan Hanım ideolojik nedenlerden sergide soyadını kullanmak istememiş, oysa 27 dakikalık filmi “İbretnüma”nın sonunda Canan Şenol imzası var. Canan, klasik Osmanlı minyatürlerini ve kaligrafi ögelerini kullanarak kolaj tekniğiyle oluşturduğu animasyon filminde günümüzün Türkiye’sine göndermeler yaparak bir kadının video portresini sunuyor.
Canan
Canan Hanım ideolojik nedenlerden sergide soyadını kullanmak istememiş, oysa 27 dakikalık filmi “İbretnüma”nın sonunda Canan Şenol imzası var. Canan, klasik Osmanlı minyatürlerini ve kaligrafi ögelerini kullanarak kolaj tekniğiyle oluşturduğu animasyon filminde günümüzün Türkiye’sine göndermeler yaparak bir kadının video portresini sunuyor.
Realist fotoroman
Silva Bingaz
Yeşilköy’de çektiği son derece gerçekçi fotoğrafları sergileniyor. Her şeyde güzellik bulmuş diye anlatıyor Mikaleloff. Genç bir kızın masumiyetini de kadınlığa geçişini de aynı kareye yansıtmış.Bingazi’nin ‘Insider’ isimli çalışması sergileniyor.
Silva Bingaz
Yeşilköy’de çektiği son derece gerçekçi fotoğrafları sergileniyor. Her şeyde güzellik bulmuş diye anlatıyor Mikaleloff. Genç bir kızın masumiyetini de kadınlığa geçişini de aynı kareye yansıtmış.Bingazi’nin ‘Insider’ isimli çalışması sergileniyor.
Doğu-batı ironisi
Halil Altındere
Video çalışmalarıyla tanıdığımız Altındere’nin çok absürt, komik fotoğrafları da var. “Batı’daki kovboy filmlerinden fırlamış gibi duran at üstünde bir astronot var ve aslında Batı’da değil Doğu’da“ diye özetliyor Mikaeloff.
Halil Altındere
Video çalışmalarıyla tanıdığımız Altındere’nin çok absürt, komik fotoğrafları da var. “Batı’daki kovboy filmlerinden fırlamış gibi duran at üstünde bir astronot var ve aslında Batı’da değil Doğu’da“ diye özetliyor Mikaeloff.
Vuitton vitrininde
Ali Taptık
Daha binanın girişinde ve Champs Elysees Louis Vuitton mağazasının vitrininde Ali Taptık’ın Türkiye’den manzaraları anlatan fotoğrafları sergileniyor. Özellikle en doğal kareler seçilmiş.
Ali Taptık
Daha binanın girişinde ve Champs Elysees Louis Vuitton mağazasının vitrininde Ali Taptık’ın Türkiye’den manzaraları anlatan fotoğrafları sergileniyor. Özellikle en doğal kareler seçilmiş.
Seyahatten geriye kalanlar
Gözde İlkin
Gözde İlkin, son zamanların parlak sanatçılarından.
Yedi sanatçı arkadaş uzun bir seyahate çıkıyorlar ve o seyahatten kendilerinde iz bırakan şeyleri sergiliyorlar. Bütün bir duvarı kaplayan, bol nakış işlemeli etkileyici bir çalışma.
Gözde İlkin
Gözde İlkin, son zamanların parlak sanatçılarından.
Yedi sanatçı arkadaş uzun bir seyahate çıkıyorlar ve o seyahatten kendilerinde iz bırakan şeyleri sergiliyorlar. Bütün bir duvarı kaplayan, bol nakış işlemeli etkileyici bir çalışma.
Küratör onu Rotary sergisinde keşfetti
İhsan Oturmak
Adını daha önce hiç duymamıştık. Rotary’nin resim yarışmasına katılıyor. Tesadüfen yarışmanın sergisine küratör Mikaleoff gidiyor ve 25 yaşındaki İhsan Oturmak’ı bir anda keşfediyor. Küçükçekmece’de sergilenen ve daha önce kimsenin haberinin olmadığı bu resimler şimdi Paris’te Louis Vuitton’un sanat merkezinde. Umut verici bir başarı hikayesi. Şansın başarıda ne kadar önemli olduğunun bir kanıtı aslında. İhsan Oturmak ‘Rejim Değişikliği’ adını verdiği resminde klasik Türk sınıflarını anlatmış. Tek ayak üstünde cezalıları çizmiş. Tahtaya tebeşirle konuşanları yazmış, ‘Şişko Ahmet’ vs. gibi detaylar var.
İhsan Oturmak
Adını daha önce hiç duymamıştık. Rotary’nin resim yarışmasına katılıyor. Tesadüfen yarışmanın sergisine küratör Mikaleoff gidiyor ve 25 yaşındaki İhsan Oturmak’ı bir anda keşfediyor. Küçükçekmece’de sergilenen ve daha önce kimsenin haberinin olmadığı bu resimler şimdi Paris’te Louis Vuitton’un sanat merkezinde. Umut verici bir başarı hikayesi. Şansın başarıda ne kadar önemli olduğunun bir kanıtı aslında. İhsan Oturmak ‘Rejim Değişikliği’ adını verdiği resminde klasik Türk sınıflarını anlatmış. Tek ayak üstünde cezalıları çizmiş. Tahtaya tebeşirle konuşanları yazmış, ‘Şişko Ahmet’ vs. gibi detaylar var.
Resimlerindeki ışık oyunu etkileyici
Murat Akagündüz
Küratör Mikaleoff ile sergiyi gezerken Murat Akagündüz de bize eşlik ediyor. Anadolu gezilerini anlatıyor. Video art’a karşı önyargılı da olsanız bu odaya girince etkileniyorsunuz. Fonda Fırat nehri var. Yerleştirilmiş küçük televizyonlarda ise farklı kuşlar sizi izliyor. Kafkas kökenli Akagündüz, kuş gözlerini Anadolu insanının ruh haline benzetiyor. Bir de reçine kullanarak yaptığı resimler karşımızda. Malzeme olarak reçineyi seçmesinin nedenini “Transparan, ışığa duyarlı, başkalaşan hali yüzünden” diye anlatıyor. Resimlerde müthiş bir ışık oyunu var.
Görüntü naif, mesaj anlamlıMurat Akagündüz
Küratör Mikaleoff ile sergiyi gezerken Murat Akagündüz de bize eşlik ediyor. Anadolu gezilerini anlatıyor. Video art’a karşı önyargılı da olsanız bu odaya girince etkileniyorsunuz. Fonda Fırat nehri var. Yerleştirilmiş küçük televizyonlarda ise farklı kuşlar sizi izliyor. Kafkas kökenli Akagündüz, kuş gözlerini Anadolu insanının ruh haline benzetiyor. Bir de reçine kullanarak yaptığı resimler karşımızda. Malzeme olarak reçineyi seçmesinin nedenini “Transparan, ışığa duyarlı, başkalaşan hali yüzünden” diye anlatıyor. Resimlerde müthiş bir ışık oyunu var.
Ceren Oykut
Ceren Oykut modern minyatürler yapıyor. İlk bakışta çok naif görünen resimler aslında çok anlamlı. İpek-Shwan Taha koleksiyonunda yer alan ‘1 Mayıs’ resminde Taksim Meydanı’ndaAKM yok, ama Simit Sarayı var.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







